www.sandikli03.com

03 Aralık 2007 Pazartesi

Asker Fotoğrafı

Fotoğrafı büyük görmek için üzerine tıklayınız

Yukarıdaki fotoğrafı yıllar önce eski sitemizde de yayınlamıştık. Bir asker fotoğrafı. Askere gitmeden önce baba ve oğlunun birlikte çektirdikleri bir hatıra fotoğrafı. Yıl, muhtemelen 1930-1932. Kim oldukları hakkında bir malumata ulaşamadık.

01 Aralık 2007 Cumartesi

Yeni Thermal Hotel/Sandikli

Room Features
Yeni Thermal Hotel Afyon 143 rooms with bathroom 122 rooms without bathroom, and Camping area with 1900 beds in total. Including 3 suites All rooms elegantly furnished and equipped with Direct Dial Phone, Thermal water, Fridge, Safe Box, Shower and Wc, Private Bathroom, Music broadcasting, Satellite TV, Mini Bar and Balcony.

Room Views :
Yeni Termal Hotel Afyon has rooms with garden and pool views are available.

Dining and Wining :
Yeni Termal Hotel Afyon has Firin Restaurant with 300 pax Indoor and 300 pax Outdoor capacity offers variety of delicious tastes. Open Buffet. At the Pool Bar, Lobby Bar, Disco Bar you can enjoy the cool drinks.

Meetings :
Yeni Termal Hotel Afyon has a Meeting Room fully equiiped with hi-tech. Suitable for iminent events.

Facilities and Services :
Yeni Thermal Hotel Afyon has Outdoor swimming pool, Indoor swimming pool, Children swimming pool, Thermal pools, Sauna, Massage, 24 family bath filled with orchid, Pools with Sulphur, Childrens play ground, Mad Bath, Beauty center, Gymnasium, Turkish bath, Massage, Fitness center, Football fields, Bicycling, Basketball, Billiards, Table Tennis, Game rooms, Cafe, Grocery, Shopping center, Disco, Gift Store, Hair Dresser, Picnic areas and for campers there is a butcher's shop are available. Also Tv hall, car rental afyon, Doctor are available. You will feel as light as a feather after all that Thermal and relaxing.

Hotel Location :
eni Thermal Hotel is located just outside Afyon in Sandikli region. Hudai Kaplicalari (Thermal Spring). Its 317 km from Antalya to Afyon, 515 km from Istanbul, 365 km from Izmir and 317 km from Ankara. This place is known as Healing Phrygia. Thermal Treatment center is also is a center of Physiotheraphy. Its meant to be good for rheumatic disease, Muscle weaknesses, Aches, All kinds of disease depending on nerve system and many others. You will see the difference on your body after you leave. Even hospitals send their patients to get treatment in Yeni Thermal Hotel. This place has got a permission of health ministry. The decision that Council of minister taken, Thermal Hotel accepts patients who has been send through by with ministry of health. The area thrived during the Ottoman Empire, as the centre of opium production and Afyon became a wealthy city with the typical Ottoman urban mixture of Jews, Armenians, Greeks and Turks. This ended when during the Greco-Turkish War 1919-1922. campaign (part of the Turkish War of Independence) Afyon and the surrounding hills were occupied by French, Italian and then Greek forces. However, it was recovered in August 27, 1922, a key moment in the great Turkish counter-attack in the Aegean region. After 1923 Afyon became a part of the Republic of Turkey. The region was a major producer of opium (hence the name Afyon) until the late 1960s when under international pressure, from the USA in particular, the fields were burnt and production ceased. Afyon is also known for its marble in 2005 there were 355 marble quarries in the province of Afyon producing high quality white stone, its sucuk, peculiar sausages, its kaymak, meaning either cream or a white Turkish Delight) and various handmade weavings. There is also a large cement factory. The partly ruined fortress which has given the city its name - it's a steep climb up the steps to the top but worth it for the view and the fresh air. Ulu Camii (Great Mosque) Altigöz Bridge, like the Ulu Camii built by the Seljuks in the 13th century. the white elephant - Afyon is twinned with the town of Hamm in Germany, and now has a large statue of Hamm's symbolic white elephant.

Kumalar Dağı 2

Kumalar Dağı 2

Kumalar Dağında göç katar katar
Katardan ayrılmış turnalar öter
Bize bu ayrılık ölümden beter

Ölüyorum gel de gel
Yanıyorum gel de gel

Ateş yanan yerde gök çimen bitmez
Eser bad-ı saba yangınım gitmez
Yanar yüreğimin dumanı tütmez

Ölüyorum gel de gel
Yanıyorum gel de gel

Yollara bakarım diz çöke çöke
Boynumu bükerim yaş döke döke
Ömrümü tükettim ah çeke çeke

Ölüyorum gel de gel
Yanıyorum gel de gel

Kaynak: Galip Coşkun
Yöre: Sandıklı

Kumalar Dağı 2

Türkümüzü Niyazi Yılmaz (TRT Ankara Radyoevi Sanatçısı) şöyle anlatıyor: Afyon ve Sandıklımız Türk Halk Müziği ve Halk Kültürü bakımından yurdumuzun en zengin ve en renkli köşelerinden birisidir. Zeybekleri, Türküleri, Kadın oyun havaları, kıvrak ve ağır zeybekler hatta Dinar'a Doğu'da Teke havaları gurbet havaları özelliğini taşır.

Kumalar dağı bizim çocukluğumuzun geçtiği Sandıklı, Yolkonak, Ürküt, Kızık, Karacaören, Nuh, Mahmarı, Akharım, Kınık, Daylık, Ekinhisar ve diğer köylerimizi ve Karadirek için Türkülerin ve hatıraların, efsanelerimizin konusu ve kaynağı olagelmiştir.

Yaşı 45'inüzerinde olanlar, Sandıklı çarşısında satılan şıralı karlı buzlu şerbetin tadını unutmamışlardır. Uzun Çarşı'da şerbetçi ve helvacı dükkanlarının tezgahına kurulan adam boyunun yarısındaki Kumalar dağının karlarında şıngırdayan billur bardaklarda şerbetin lezzetini ve içim tadını bizler unutamadık. Temmuz Ağustos aylarında merkep yükleriyle bu çuvallara konularak Sandıklı'ya getirilen Kumalar dağlarının karları yanan yüreklerimizi söndürür, serinletirdi. Ayrıca evlerde yapılan Kargaşşağısi'da bizim damak kültürümüzün ayrı bir güzelliğini gösterirdi. Birçok manilerimizde, Türkülerimizde sözü edilen "Yandı yürek kar getir" gibi mısralar nostaljik bir arzı değil edebi bir örgünün nadide örneklerinden ve mecazlarından bir güzel örneği oluşturur. Yanan yürek sevgiliye duyulan özlem ve hasrettir. Bu yanan yüreği ancak sevgilinin selamı sesi veya varlığı söndürebilir. Buz gibi kar sadece yorgunluğumuzu giderir serinlememizi sağlar.

Sandıklımız Akdağ'ıyla, Kumalar dağıyla ve Ahır dağları ile başka bir kültürün, tarihi bir kültüründe beşikliğini yapmıştır yüzyıllarca. Yüzyıllarca bu dağlarda bahar ve yaz aylarında yüzlerce Türkmen Yörüğü soydaşlarımız Sandıklılarla dostluklar kurmuşlar, buralarda yaylattıkları koyun ve davar sürüleriyle Türklüğün konar göçerlik kültürününde temel öğelerinde yerli halkla, yerleşik halkla alışverişlerde bulunmuşlardır.

Sandıklıdaki ve çevresindeki yerleşim birimlerinin kilim, heybe, çorap, haba, örmeli torba, at eğerlerindeki örmeler, şal örgülerindeki motiflerde Orta Asya Türkmen motiflerinin birlikteliklerini tespit edebilersiniz...

Karakeçili ve Sarıkeçili aşiretlerinden olan öz be öz Türk olan bu kardeşlerimizle aslında bir olan kültür birliğimiz uzak kalmaktan.dolayı yeniden etkileşim alanına girmiştir. .

Kumalar Dağı 1

Kumalar Dağı 1

Kumalar dağından kervanlar geçer
Kervancı kervanın başını çeker
Bir garip hancı yolcuyu bekler
Yolcuyla kervanın Han davası var

Kul Mehmetim burda kaldım kisili
Yaylalarda sürülerim besili
O yar benim ile niye küsülü
Sanki aramızda kan davası var

Kaynak: Mehmet Özkaraca
Yöre: Sandıklı

Kumalar Dağı 1

Türkümüzü Niyazi Yılmaz (TRT Ankara Radyoevi Sanatçısı) şöyle anlatıyor: Afyon ve Sandıklımız Türk Halk Müziği ve Halk Kültürü bakımından yurdumuzun en zengin ve en renkli köşelerinden birisidir. Zeybekleri, Türküleri, Kadın oyun havaları, kıvrak ve ağır zeybekler hatta Dinar'a Doğu'da Teke havaları gurbet havaları özelliğini taşır.

Kumalar dağı bizim çocukluğumuzun geçtiği Sandıklı, Yolkonak, Ürküt, Kızık, Karacaören, Nuh, Mahmarı, Akharım, Kınık, Daylık, Ekinhisar ve diğer köylerimizi ve Karadirek için Türkülerin ve hatıraların, efsanelerimizin konusu ve kaynağı olagelmiştir.

Yaşı 45'inüzerinde olanlar, Sandıklı çarşısında satılan şıralı karlı buzlu şerbetin tadını unutmamışlardır. Uzun Çarşı'da şerbetçi ve helvacı dükkanlarının tezgahına kurulan adam boyunun yarısındaki Kumalar dağının karlarında şıngırdayan billur bardaklarda şerbetin lezzetini ve içim tadını bizler unutamadık. Temmuz Ağustos aylarında merkep yükleriyle bu çuvallara konularak Sandıklı'ya getirilen Kumalar dağlarının karları yanan yüreklerimizi söndürür, serinletirdi. Ayrıca evlerde yapılan Kargaşşağısi'da bizim damak kültürümüzün ayrı bir güzelliğini gösterirdi. Birçok manilerimizde, Türkülerimizde sözü edilen "Yandı yürek kar getir" gibi mısralar nostaljik bir arzı değil edebi bir örgünün nadide örneklerinden ve mecazlarından bir güzel örneği oluşturur. Yanan yürek sevgiliye duyulan özlem ve hasrettir. Bu yanan yüreği ancak sevgilinin selamı sesi veya varlığı söndürebilir. Buz gibi kar sadece yorgunluğumuzu giderir serinlememizi sağlar.

Sandıklımız Akdağıyla, Kumalar dağıyla ve Ahır dağları ile başka bir kültürün, tarihi bir kültüründe beşikliğini yapmıştır yüzyıllarca. Yüzyıllarca bu dağlarda bahar ve yaz aylarında yüzlerce Türkmen Yörüğü soydaşlarımız Sandıklılarla dostluklar kurmuşlar, buralarda yaylattıkları koyun ve davar sürüleriyle Türklüğün konar göçerlik kültürününde temel öğelerinde yerli halkla, yerleşik halkla alışverişlerde bulunmuşlardır.

Sandıklıdaki ve çevresindeki yerleşim birimlerinin kilim, heybe, çorap, haba, örmeli torba, at eğerlerindeki örmeler, şal örgülerindeki motiflerde Orta Asya Türkmen motiflerinin birlikteliklerini tespit edebilersiniz...

Karakeçili ve Sarıkeçili aşiretlerinden olan öz be öz Türk olan bu kardeşlerimizle aslında bir olan kültür birliğimiz uzak kalmaktan.dolayı yeniden etkileşim alanına girmiştir

Sandıklı Zeybeği

Eski sitemizdeki dökümanları yavaş yavaş da olsa buraya taşımaya devam ediyoruz. Yıllar öncesinde sitemizde Sandıklı Türkülerini ve bu türkülere ait hikayeleri yayınlamıştık. Şimdi onlardan birini okuyalım:

Sandıklı Zeybeği

Çay kenarında inadına bitiyor kestane,
Selamım söylen, müfrezeler gelsin üstüme

Haydi güzelim kayada kabir olmaz
Haydi gazelim seviye sabır olmaz
Haydi güzelim kunduranı sağlam yere bas
Ben seninim ister öldür, ister as

Attan aman indim gül dalına bağladım
Asker aman oldum martinimi yağladım

Haydi güzelim tarlaların keseklisi
Ne hoş oluyor güzellerin göbeklisi
Haydi güzelim kunduranı sağlam yere bas
Ben seninim ister öldür, ister as

Kaynak: Osman Atilla
Yöre: Sandıklı

Sandıklı Zeybeği

Düğünlerde, bayramlarda ve sayılı günlerde oynanan Sandıklı Zeybeği bir erkek zeybeğidir ve en az iki kişi tarafından kaşıkla oynanır. Zeybek oyunu, başlangıçta ağır olarak oynanır, zamanla süratlenir, ritmi hareketlenir.

Mahalli giysilerle Sandıklı ve civarında oynanan zeybek havası, genellikle Aydın, Denizli, Burdur ve Isparta, Manisa dolaylarında oynanan zeybeklerle motif, üslup, tavır, tarz ve vibrasyonlar bakımından büyük benzerlik ve aynilikler, çatal değerler ve varyasyonlar gösterir.

1955'te Osman Atilla (şair, milletvekili, folklor derleyicisi) tarafından metin olarak Süleyman Ulusoy ve İbrahim Dazkırı'dan yazılan zeybeğimiz, İzmir Radyoevi sanatçısı Nihat Kaya tarafından metne alınıp ve notaya dökülmüştür ( Hasip Terlemez'den tespit edilmiştir)



Tüm Sandıklı siteleri arasında arama yapmak için tıklayınız.

İletişim

İsminiz :
Mail :
Konu :
Mesajınız :
Image (case-sensitive):
Google