30 Ekim 2007 Salı
1962 Tren İstasyonu
1962 yılına ait Sandıklı Tren İstasyonu'nda çekilmiş bir fotoğraf. Bu fotoğrafı eğer bir başka yerde görseydik, Ara Güler ne zaman gelmiş Sandıklı'ya diye sorardık. Nice hüzünler, mutluluklar taşıyan bir tren istasyonu fotoğrafı. Sandıklı'nın fotoğraf hafızasına sahip çıkan Tuncay Özer'e teşekkürler.
1962 yılında Çay Mahallesi
1962 yılına ait Çay Mahallesi'nden bir görünüş. Bu fotoğraf elimize ulaştığında, bize de sürpriz olmuştu. Biz, ortasından çay geçen dönemi bilmeyen nesiliz çünkü. Bilenler için daha da ilginç gelmiştir mutlaka. Sizin de elinizde geçmişten günümüze kadar muhafaza edebildiğiniz böyle fotoğraflar varsa bize göndermeyi unutmayın. Fotoğraf için bir kez daha, Tuncay Özer beye teşekkür ediyoruz.
1962 yılında Sandıklı
1962 yılı bir kış mevsimi Sandıklı nasılmış diye merak ediyorsanız, işte o günlerden kalma bir fotoğraf. Belediyemizin yanındaki parkın önünden bir görünüş. Tuncay Özer'in objektifinden.
Sandıklı Evliyaları
Saltık Baba
Saltık köyünde meftundur. Hayatı hakkında bilgi yoktur.
Çömlek Baba
Kumalar Dağı'nda meftundur.
Hacim Sultan
Yanıkkışla civarında eski Büyük Mezar'da, Çetinkaya İlkokulu arkasında meftundur.
Mürüvvet Baba
Zıraat Bankası karşısındaki parktadır.
Şeyh Müslihiddin
Muallimhane'de gömülüdür.
Ali el- Rumi Dede
Mevlevi büyüklerinden olan bu zat Karacaviran Köyü yolu üzerinde bulunan tekkede gömülüdür.
Kudum Baba
Mevlevi büyüklerinden Ali el-Rumi Dede'nin dergahı karşısındaki tepede.
Karkın Baba
Alamescit köyündedir. Hayatı hakkında bilgi yoktur.
Şeyh Hamza
Horasan erenlerinden olup Yunus Emre'nin hayranı olduğu ve hakkında şiirler söylediği kimsedir. Kabri Muradin Camii yanındaki türbededir. (Musa Halife, Şemsettin Halife de burada gömülüdür).
Şeyh Hasan Efendi
Hicri 1271'de Sandıklı'da doğmuştur. Tahsilini Sandıklı'da yaptıktan sonra Afyonkarahisar'a gelmiştir. Hacı Aşık Efendi'den ilim öğrenmiş ve onun kızı ile evlenerek damadı olmuştur. Nakşibendi şeyhi Osman Zühdü Efendi'den icazet almıştır. Sandıklı'da Nakşi şeyhliği yapmıştır. 1332 yılında vefat etmiştir
Şeyh Emin Efendi
Hicri 1295 yılında Sandıklı'da doğmuştur. Şeyh Hasan Efendi'nin oğludur. Babasından ve Murat Efendi'den ilim tahsil etmiştir. 1937 yılında vefat etmiştir.
1920 yılında Yunanlılar Sandıklı'yı işgal edince Yunan komutanına "zalim vahşi Yunan" diye bağırmıştır. Ayrıca İngiltere Anglikan Kilisesi'nden 3 papazın sordukları bütün soruları cevap vererek onları hayret içerisinde bırakmıştır.
Kaynak: Afyon Belediyesi, 5. Afyonkarahisar Araştırmaları Sempozyumu Bildirileri, sayfa:90-91
28 Ekim 2007 Pazar
KUTLU OLSUN!

Yıllar yıllar öncesinden bir fotoğraf. Cumhuriyet Bayramı'dan bir görünüş. Uzun Çarşı'dan Cumhuriyet Bayramı fotoğrafı. Bu vesileyle şimdiden Cumhuriyet Bayramınızı kutlar, başta Atatürk olmak üzere, tüm şehitlerimize minnet ve şükranlarımızı sunarız.
www.sandikli03.com
Milli Mücadele Döneminde Sandıklı'da Yunan Mezalimi
Sandıklı, Yunan işgali altında kısa bir süre kalmasına karşılık, düşman bu sayılı günlerde yapacağını yapmış, adam öldürme, katliam, ırza geçme, gasp, soygun vs. zulüm vahşeti icra etmiştir. Birinci işgal 8 Ağustos 1921 tarihinde başlamış, düşman bir gün sonra 9 Ağustos'ta kazayı terk etmiştir. Kaza, 11 Ağustos 1921 tarihinde ikinci kez işgal edilmişse de düşman 12 Ağustos'ta ayrılmak zorunda kalmıştır. Sandıklı'nın üçüncü işgali ise 6-12 Eylül 1921 tarihleri arasında olmuştur.
10 Ağustos 1921 tarihinde Yunanlıların Sandıklı-Hacıhan, Başağaç ve Kılandıras kesimine çekildiği, bu sırada bir kişiyi öldürdüğü, askeri kışlayı yaktığı, Ekinhisar ve Haçan arasındaki dokuz köyün ekinlerini yaktığı anlaşılmıştır.
Başağaç köyünden Ömer Hoca'yı minareden sallamışlar, Sinirköyü, Balmahmut ve Çavdarhisar halkını camilere ve evlere doldurup yakmışlardır. Kozluca köyü yakılmış, Kör Süleyman adlı kişi boğazından süngü ile kesilmiştir.
Sandıklı'nın kışlası Yunanlılar tarafından yakılmış ve Karagözleri'in Ali Osman öldürülmüştür. Sandıklı Sasak mevkiinde Yunanlıların uçaklarının inip kalkması için havaalanı yapımında her haneden bir kişiyi çalıştırmışlardır.
Zulüp ve vahşetin tablosu:
Sandıklı: öldürülen 4, esir düşen veya kaybolan 3, tecavüze uğraşan (kız) 2, kadın 4, gaspedilen hayvan, 524, iaşe, 2100, çeşitli işlerde çalıştırılan 1620 kişi.
Kaynak:Afyonkarahisar Araştırmaları Sempozyumu Bildirileri. 13-14 Nisan 2000,Afyon Belediyesi Yayınları: 9, Sayfa:373
26 Ekim 2007 Cuma
OKS ve SBS'de en son yenilikler
OKS NİÇİN KALDIRILDI
Milli Eğitim Bakanı Çelik, OKS'nin öğrencileri hayata hazırlamada etkili olmadığının görüldüğünü bu sebeple kaldırıldığını açıkladı. SBS'nin bireysel gelişimi hızlandıracağı planlanıyor.
OKS'de sorulan sorular belli dersleri kapsıyor ve öğrenciler sosyal aktivitelere katılamıyorlardı. OKS süreci değerlendiren değil bir sonuç, anlık bir başarıyı değerlendiriyordu. 8 yılın sonunda bir seferde 2 saatlik başarı değerlendirdiriliyordu. Disiplinsizlik olayları had safhadaydı. Tüm bu sebeplerle değiştirilme kararı alındı. (Hürriyet)
Değerlendirme, ilköğretim 6. 7. ve 8. sınıf öğrencileri için “sınavın yüzde 70'i, yıl sonu başarı puanının yüzde 25'i ve yöneltme ve davranış puanının yüzde 5'i” alınarak yapılacak. Bu şekilde hesaplanacak puanlardan ilköğretim 6. sınıflar için yüzde 25'i, ilköğretim 7. sınıflar için yüzde 35'i ve ilköğretim 8. sınıflar için de yüzde 40'ı alınarak toplam bir puan ortaya çıkacak. “Sınıf puanı” olarak isimlendirilecek bu puan, fen, anadolu ve diğer liselere yerleştirmede esas alınacak. Tercih başvuruları OKS'de olduğu gibi sonuçlar açıklandıktan sonra alınacak. Yeni sistemde, OKS'de hesaplanan Matematik-Fen ile Türkçe-Matematik puan türleri yerine tek bir puan türü getirilecek. Öğrenciler Sosyal Bilimler liselerine de Fen liselerine de Anadolu liselerine de tek puan türünden girecek. (Hürriyet)21 Ekim 2007 Pazar
Hasan Kundakçı Paşa'nın Atina sırrı
YILLARCA PKK ile savaşan birliklerin komutanlığını yapan Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı’nın Güneydoğu anıları çok ilginç ve çarpıcı olaylarla dolu.
Hasan Paşa’nın anıları, terör örgütü PKK’ya karşı Silahlı Kuvvetler’in verdiği savaşın ne büyük özverilerle kazanıldığını ortaya koyuyor.Paşa’nın bütün askeri yaşamı da aynı başarılarla dolu.
Hasan Paşa 1970’li yıllarda Atina’da askeri ataşe olarak görev yaparken başından çok ilginç bir olay geçer.
Bugüne kadar bilinmeyen bu olayın öyküsü şöyle:
18 Ekim 2007 Perşembe
Baba Regülatör Kralıydı, Oğlu 'Kesintisiz Güç'le Büyüyor
SANDIKLILI İŞADAMI
Elektrik Mühendisi Tuncay Özer'in 1969'da Kurduğu ve 1970'lerde 'Tv Regülatöründe' Efsane Olan Tunçmatik, Oğul Mehmet Özer'in 1990'ların Başında Belirlediği Stratejiyle 'Kesintisiz Güç Elektroniğine' (Ups) Odaklandı. 35 Kişilik İstihdamla Bu Yıl 10 Milyon Dolar Ciro Hedefleyen ve İtalya, Tayvan ve Çin'de Üretim Yaptıran Şirket, Alman Eaton ile Partnerlik Anlaşması İmzaladı.
Bu yazının devamını asıl kaynağından okumak için lütfen tıklayınız
16 Ekim 2007 Salı
ZTV ile OKS ve ÖSS'ye hazırlanın
Hemen hemen her konuda televizyon kanalımız var. Sadece, eğitimle ilgili bir tv yayınımız yoktu. Sadece TRT4 yayınları tek başına bu işi götürüyordu.
Şimdilik uydudan yayın yapan kanalı, Sandıklı'daki ilgililerimiz kaplıcadaki vericiden ayarlarını yaparlarsa, gençlerimiz OKS ve ÖSS'ye hazırlananlar -uydu cihazına gerek olmadan- bundan istifade edebilirler. ZTV ve TRT4 yayınları Sandıklı merkezde ve çevresinde seyredilemiyor.
14 Ekim 2007 Pazar
Sandıklı'daki Seyyid Aileleri
‘Seyyid’ peygamber soyundan gelenlere denir.XVIII.yüzyıl Osmanlı Türkiyesi’nde de seyyidlerin sayısı o kadar çoğalmış ki o günün padişahı durumun araştırılması,gerçek seyyid âilelerinin incinmemesini istemişti, hattâ bir yüzyıl geriden bu soruşturmaların başladığını Köprülü Mehmet Paşa sadareti sırasında bu sana sahip bulunmayanlar ortaya çıkarılıp seyyidlik beratları ellerinden alındığını biliyoruz. Yalnızca Ereğli’de 120 kişinin seyyidlik iddia ettiği, gerçek ortaya çıkınca beratlarının alındığını tarih kitaplarından okuyoruz.
Seyyidliğe bu kadar ilginin olması ise Osmanlı’nın onlara karşı gösterdiği hürmettendir; verilen bâzı ayrıcalıklardan dolayıdır; seyyidler yüzelli koyun besleyebilme hakkına sahip olup,daha fazla beslerlerse vergi öderlerdi. Verilen ayrıcalıklar ise istismar edilmiştir, pekçok kişi seyyidlik iddiâ eder olmuştur.
XVIII.yüzyılda iş çığrından çıkmış pek çok kişi seyyidlik iddiâ edince, Osmanlı durumu görmüş, iddiâları yanlış çıkanları cezalandırma yoluna gitmiştir.
Osmanlı Türkiyesi'nin Sandıklı’sında da ‘seyyid’ler var gibi görünüyor. Bunlar hakkında kesin bir vesika yok. Kimlerdir, bunlar da ‘yerel’ tarih araştırmacılarını bekliyor; ancak gene de araştırmacılar için kaynaklarda, ilginç o günkü Sandıklı yaşayışına ait bir takım kırıtılara rastlamak gene de mümkün.
***
Sandıklı’daki gerçek ‘seyyid’lerin bulunup,sahtelerinden ayırtedilmesi için o günün Sandıklı kadısına ferman gönderildiğini biliyoruz. Gerisi meraklısına kalmış:
Araştırmacılar için: Afyon Şr.Sc.32,Vs:257.
Entarine Peş Olam/Sandıklı Türküsü
10 Ekim 2007 Çarşamba
Bayramınız Kutlu Olsun!
Yarından sonra Ramazan Bayramı'nı kutlayacağız. Eskiden bayramlar çocuklar için daha da heyecanlıydı. İşte yukarıdaki bu fotoğrafta çocukların heyecanını görebiliyorsunuz.
Bu fotoğrafı bize Amerika'dan gönderen hemşehrimiz Tuncay Özer'e de bir defa daha teşekkür ediyoruz.
Bu bayramın ülkemize ve bütün dünyaya huzur ve mutluluk getirmesini Cenabı Allah'tan niyaz ederiz.
www.sandikli03.com
06 Ekim 2007 Cumartesi
ANADOLU MEDENİYETLERİ MÜZESİ'NDE SERGİLENEN SANDIKLI TAKISI
| Kat. No: | 237 | |
| Adı: | Ağız bantı | |
| Cinsi: | Altın | |
| Geliş Yeri: | Sandıklı | |
| Geliş Şekli: | Satın alınma | |
| Boyutları: | Uz.: 15,9 cm.; gen.: 4,1 cm. | |
| Ağırlığı: | 4,1 gr. | |
| Dönemi: | Roma dönemi |
Ortası, iki taraflı şişkin, kenarlara doğru ince ve uçları yuvarlaktır. Levhanın arka tarafından vurularak yapılan noktalamalar çerçeveyi meydana getirmiştir. İki uçta ip geçki delikleri vardır. Ortadaki büyük baskının yanlarında da birer küçük mühür, ya da sikke baskısının izi vardır. Bu baskılar silik oldukları için ayrıntıları anlaşılmamaktadır.
PENTAPOLİS ŞEHİRLERİ*
Pentapolis ismi "beş şehir" anlamına gelir. Bu beş şehir grubu Sandıklı Ovası'nda yer almıştır. Bunların en önemlisi Eukarpia idi. Eukarpia adını, Helenistik ve Roma döneminde Sandıklı Ovası'na vermiş, Eukarpia ovası olarak anılmıştır. Pentapolis terimi sadece Bizans döneminde verilmiştir. Pentapolis'in diğer şehirleri şunlardır: Brouzos, Hieropolis, Otrous, Stektorion'dur.
Eukarpeia (Emirhisar): Eukarpeia, Klasik ve Bizans dönemine ait Sandıklı Ovası'nın beş şehrinden oluşan Pentapolis'in en önemli şehridir. İmparator Augustus'un zamanında "Eukarpıtikon pedion (Eukarpeia ovası)" olarak anılan şehrin adı, bronz sikkelerin üzerine basılmıştır. Daha sonra imparator Hadrian döneminden itibaren sikkelerin üzerine şehrin kendi adı basılmıştır. Eukarpeia akropolü, geçen yüzyıla kadar hala görünen Roma dönemine ait şehir surları ve bir kaç binanın bulunduğu yer, Emirhisar Köyü'nün kuzey batısında bir tepe üzerindedir. Bunlar şimdi tahrip edilmiştir. Ama buradan çıkmış olan birkaç sütun, Afyon Müzesi'nde bulunmaktadır.
Brouzos (Kara Sandıklı): Sandıklı İlçesi'ne bağlı Kara Sandıklı'da bulunan Pentapolis şehirlerinden biridir. Roma İmparatorluğu döneminde Brouzos adına birkaç defa sikke basılmıştır. Kara Sandıklı ve komşu köylerindeki birçok arkeolojik kalıntılar ve yazıtlar bulunmuş; Septimius Severus onuruna yazılmış bir kitabe hâlâ caminin yanında bulunmakta ve antik şehrin adını taşımaktadır.
Diokleia (Ahurhisar): Bu şehir, Sandıklı Ahırhisar'da bulunmaktadır. İmparator Septimius Severus onuruna yazılan ve kentin ismini açıkça ortaya koyan yazıtların bulunduğu Doğla köyü, ismi hala korunmaktadır. Bu yazıya göre, bölgede oturan Moxeanos'luların en önemli şehri Diokleia idi. Moxeanoi için bir başka önemli şehir de, yeri henüz bulunamamış olan Siocharax idi. Diokleia, bölgenin merkezi olmasına karşın, yalnızca imparator Elagabalus döneminde para darpetmiştir. Ahırhisar ve Doğla'da Roma ve Bizans dönemlerinden kalma yazıtlar ve mimari kalıntılar bulunmaktadır.
Hieropolis (Koçhisar): Hieropolis'in adı kutsal şehir anlamına gelir. Bu ad yakınında olan ve Tanrı'nın bir lütfu olarak kabul edilen kaplıcalardan dolayı verilmiştir. Roma İmparatorluğu yönetimindeki şehrin bazı sikkeleri üzerinde, yer altı dünyasının tanrısı Hades ve üç başlı köpeği Kerberos'un tasvirleri yer almaktadır. Bu inanç, yerin derinliklerinden gelen sıcak maden suyu ile kesinlikle alakalıydı. 19.yy. kadar burada varlığını koruyan Roma dönemine ait tapınak kalıntıları ve diğer binalar artık görülmemektedir.
Otrous (Yanıkören): M.S. 2 ve 3 yüzyıllarda sikke darpeden
Pentapolisi'in bu küçük şehri, Kufi Boğazı yoluyla Eukarpeia'dan Eumeneia'ya uzanan yol üzerinde Yanıkören'de, Sandıklı Ovası'nın güneyinde kurulmuştur. Burada, klasik döneme ait az kalıntı vardır. Fakat bölgede Bizans dönemine ait yıkıntılar ve bir çok geç dönem yazıtları görebiliriz. Görünüşe göre bu şehir, Bizans döneminde, Roma döneminde olduğundan daha önemliydi.
Stektorion (Menteş): Roma İmparatorluğu altında iken sikke basan bu şehir, Sandıklı İlçesi'ndeki Menteş Köyü yakınlarında Kocahöyük denilen bir tepe üzerindeydi. Bu höyüğün yamacında küçük bir tiyatronun kalıntıları meydana çıkarılmıştır. Menteş Baba Türbesi'nde, eski şehrin muhtemel yerinin belirlenmesini sağlayan, imparator Nerva onuruna Latince bir yazıt ve Bizans mimarisine ait çeşitli parçalar mevcuttur. Bir tepe üzerinde yakın bir civarda, dönemi bilinemeyen ve harç kullanılmadan taşlardan yapılmış büyük bir kale ile batıya doğru uzanan dağlarda birkaç küçük kilise temelleri vardır. Pausanias'a göre Stektorion hudutlarının içinde, kahraman Mygdon'un mezarı vardır. Homer, Mygdon için Otreus ile birlikte Friglerin lideri olarak bahsetmektedir.
Bu beş şehir dışında Hüdai Kaplıcaları aynı dönemlerde Agros Thermon olarak bilinmekteydi.
Agros Thermon: Sandıklı Ovasındaki sıcak su kaynağı olan şimdiki Hüdai kaplıcasının bulunduğu yerde, Hieropolis kenti yakınında olup olağanüstü bir doğa olayından adını alır. Şehrin adı Roma'daki V
atikan Müzesi'nde bulunan bir yazıtta ve aziz Aberkios efsanesinde geçmektedir. Efsaneye göre, aziz Aberkios, dualarıyla kaynaklardan sıcak su çıkarmıştır. Bizans mimari kalıntıları, ortaçağda bu sıcak su kaynaklarının hamam olarak kullanıldığını göstermektedir. Şüphesiz ki daha eski dönemlerde de aynı amaçla kullanılmıştır.
Kaynak:*Afyonkarahisar Kütüğü, C.1, S.96-111
SANDIKLI KALESİ (HİSAR) VE KİTABESİ
Sandıklı Kalesi, günümüzden 678 yıl önce 1325'te Germiyan sultanı olan Çelebi Hüsameddin Yakup Bin Umur Bey tarafından, Mimar Çoban'a yaptırılmıştır. Kale yığma topraktan oluşan bir höyük üzerindedir. Kale (hisar), üç kat sur ile çevrilmiş ve güneye bakan dış kale kapısında kitabesi olan bir görünüme sahipti. Günümüzde ise kalenin ancak 10 metrelik bir bölümü ayakta kalmıştır.
Dış kale kapısı üzerine konan iki mermer parçası olan yazılı kitabesi çok önemli bir tarih belgesidir. Kalenin zamanla yıkılması sonucu kapıda bulunan kitabe, Çavuş Camii yanına getirilerek bu camii çeşmesinin yan dikmelerine konulmuştur. İki büyük parça mermer üzerine, sülüs ile iki satır Arapça yazılmış olan kitabenin aslı ve anlamı şöyledir:
1. Ammere hazel Kal'atül mübareke harresaha-ullahu teala bi emrül emirül-ecel üs Sultan ül Germiyaniye Çelebi i Azam azzemallah kadere hu hüve Eşrefü
2. El Emrül-muazzam vel-Mevlal-azam Hüsamüddünya veddin Yakup bin Umur etalallahu bekahü fi yevmül-ahad min Cemaziyel evvel sene hamse ve ışrine ve seb'a mie mimaruha Çoban.
"Allah koruyası bu mübarek kale, Germiyan Büyük Sultanı Çelebi yüce Emir'in emri ile yapıldı. O büyük emirlerin ve uluların en şereflisi Husam (ed dünya ve) din, Umur oğlu Yakup'tur. Allah onun ömrünü uzun etsin. Yedi yüz yirmi beş yılının Cemaziyelevvel ayının 1. gününde. Onun mimarı Çobandır."
Kale kitabesinde dikkati çeken bir sıfat "Büyük Çelebi" sözüdür. Bilindiği gibi Çelebi Mevlana Celaleddin Rumi'nin evlatlarına verilen bir sıfattır. Mevlana'nın torunu Mutahhare hanımın oğlu olduğu kesin olarak bilinen Hüsameddin Çelebi 1. Yakup Bey'in bu kitabede Çelebi Azam sıfatını kullanmasının gerekçesi böyledir.
Büyük Çelebi Hüsameddin Yakup bin Umur Sandıklı Kale yazıtında adı geçtiği halde, türbesi Şuhut Seydisultan (Ulupinar) dadır. (Ölümü M.1344)
Kitabenin aslı halen Çavuş Camii çeşmesindedir. Buna göre Sandıklı Kalesi, Hicri 725 Çemaziyelevvelin birinci (Miladi: 15 Nisan 1325, Pazartesi) günü bitirilmiştir.05 Ekim 2007 Cuma
Video dersler
Bizim üniversitelerimizin web siteleri bile anlaşılır olmaktan o kadar uzak.. Bir o kadar da karmaşık. Amerika'daki bazı üniversiteler derslerini web üzerinden herkese sunmaya başladı. Bazıları da video görüntülerini youtube sitesine eklemeye devam ediyor..
Bunlardan biri Berkeley. Derslerin video görüntüleri de burada. Hemşehrilerimle paylaşayım istedim bu bilgiyi.
03 Ekim 2007 Çarşamba
SANDIKLI OVASI ÇÖKÜNTÜSÜ—GENÇ TEKTONİK VE VOLKANİK DURUMLAR
(1) Institut für Mineralogie und technische Geologie a n d e r technischen Hochschule, Graz
İstiklâl Savaşı’na Katılan Gâzilerimizin Tam Listesi
Sandıklı ile ilgili ikinci web sitesini yayınlarken, ilçemizden İstiklal Savaşı'na katılanların tam listesini bulmuş ve yayınlamıştık. O listeyi tekrar ve aynı heyecanla o gün yayınladığımız siteye link vererek, şehitlerimizi bir kere daha bu mübarek Ramazan ayında rahmetle anıyoruz.
Sandıklıspor fotoğraf arşivi
Eski sitemizin ekran görüntüsüBir araştırma konusu...
Bir Mülkiyeli’nin Sergüzeşti
Mehmed Hamza Bey’in Terekesi
Mehmed Hamza Bey [1873-1921], Mekri Aşireti reislerinden Herik-i Kürdi Nahiyesi müdürlerinden Hüseyin Bey’in oğludur. Şemdinan’da doğdu. Aşiret Mektebi’nde okudu. Mülkiye’den mezun oldu. Van, Kütahya, Çölemerik, Bursa, Pazarköy, Kirmasti, İnegöl, Sandıklı, Kurne, Şemdinan, Müntefik, Kerbela , Hoşap kaza ve sancaklarında maiyet memurluğu, kaymakamlık ve mutasarrıflık yaptı. 1912’de mebus oldu. Haydarpaşa Hastanesi’de öldü. Mezarı Karacaahmmet’tedir. (Sathî bilgi için: Ali Çankaya, Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler, cilt 3, s.755.) Bu başarılı Mülkiyeli’nin terekesinde Arap vilayetleri, etnik yapı, Doğu’nun toplumsal yapısı üzerine mahrem bilgiler bulmak mümkündür.
i) Mebus seçildiği için Kurne Kaymakamlığı görevinden ayrılan Mehmed Hamza Bey’e, yöre ileri gelenleri tarafından verilen taltif mazbatası. 21 Muharrem 328
ii) Nasriye Muharebesi’nde aşiretleri hükümet lehine galeyana getirerek bilfiil istirak etmesinden dolayı, 5.Ordu-yu Hümayun Erkan-ı Harbiye Reisi Miralay Fevzi Çakmak imzalı kırmızı şeritli madalya ile taltif edildiğine dair vesika. 1332
iii) Müntefik Mutasarrıfı Mehmed Hamza Bey’in Nasriye Muharebesinde cansiperane gayretlerinden dolayı yorulması üzerine istirahat verilmesi hususunda Bağdat valisinin Dahiliye Nezareti’ne gönderdiği yazı. 1 Şubat 1332
iv) Mehmed Hamza Bey’in Sandıklı kaymakamı iken, Sandıklı’nın genel aşayişinin temini ve bazı sıkıntılarının giderilmesi hususunda vilayete gönderdiği yazının müsvettesi.
v) Müntefik’te faaliyet gösteren Hilal-i Ahmer Cemiyeti’ne gösterdiği yardım ve gayretlerden dolayı, kaymakam Mehmed Hamza Bey’e teşekkür yazısı. 15 Mart 1331
vi) Aşiretlerin sevk ve idaresinde gösterdiği başarıdan dolayı Kerbela kaymakamı Mehmed Hamza Bey’e Bağdat valisinin gönderdiği madalya vesikası. 1331
vii) Sicill-i Ahval Defteri’nin 77 numaralı 339. sayfası. Mehmed Hamza Bey’in 1319’daki sicili.
viii) Mehmed Hamza Bey’in babası Mehmed Hüseyin Bey’in özgeçmişi. 1319 (Beytüşşebab kaymakamı iken)
ix) Mehmed Hamza Bey’in ailesinin seyyidlik şeceresi, gayri matbuu.
x) İngiliz taraftarı olan birçok aşireti Osmanlı tarafına çekerek Nasriye Muharebesi’nde gösterdiği gayretlerden dolayı Mehmed Hamza Bey’e verilen madalya ile ilgili dört vesika. 1331
xi) Mehmed Hamza Bey’e ait memur sicil-i ahval varakası. 1311
xii) Erkan-ı Harbiye Reisi Adil’in Hamza Bey’e yazdığı özel not.1331
xiii) Süleyman Nazif’in Kurne Kaymakamı Hamza Bey’i ricalden bir zatın mahiyetine alınması hususunda tavassutta bulunduğuna dair vesika. Dersaadet, 11 Teşrin-i evvel1326.
xiv) Sandıklı yöresindeki eşkiyanın tenkilinde gösterdiği başarıdan dolayı Sandıklı kaymakamı Hamza Bey’in terfii ve para ile ödüllendirilmesi hususunda Sadrazam Ferid Paşa’nın Bursa Valiliği’ne gönderdiği yazı ve asayiş muharebeleri ile ilgili 8 adet telgrafname.
xv) Hamza Bey’in sicill-i ahval dosyası (8 sayfa)
xvi) Hamza Bey’in görev yaptığı kaza ve vilayetlerden yerlerden verilen üstün hizmet belgeleri.(4 adet)
xvii) Hamza Bey’in mebus mazbatası (3 adet)
xviii) Hamza Bey’e ait 6 adet fotoğraf (Phebus, Parnasse) ve 2 adet eski yazı kartvizit.
xix) Akrabadan Osman Efendi bin Seyyidzade Ahmed Ağa’ya ait Arapgir Rüştiye Mektebi diploması.
xx) Hamza Bey’in babası Hüseyin Bey’in sicill-i ahvali.
xxi) 1340 Tarihli bir mahkeme ilamı.
xxii) Hamza Bey’in İzmir Gureba Hastanesi’nde yattığına dair Hüdavendigar Vilayeti antetli mektup zarfı ve üzerinde ölümü ile ilgili not.1337.
ŞEYH RAMAZAN (Mahfi)
Sandıklı’da doğmuştur. Âlim bir kişidir. Şâir olduğu da bilinmektedir. Ancak, biz sadece bir kıt’asını elde edebildik. Şiirlerinde “Mahfi” mahlasını kullanmıştır.
Şeyh Ramazan 1616 yılında İstanbul’da ölmüş ve ‘Koca Mustafa Paşa’ dergâhına gömülmüştür.
Elimizde bulunan kıt’ası şudur:
MAHFİ bugün iz gözleyüp
Girdi yola aşk özleyüp
Aşıklara cem eyleyüp
NOT:Bu bölümde yer alan biyografiler; İrfan Ünver Nasrattınoğlu'nun "Afyonkarahisar, Şair ve Yazarları" kitabından alınmıştır.ŞEYH SAFAİ
18. Yüzyıl şairidir. Yaşantısı hakkında yeterli bilgi edinilememiştir. Nerede doğmuştur, doğum tarihi nedir ve Sandıklı’ya nereden gelmiştir, kesinlikle bilinmemektedir.
Şair Şeyh Safai’nin Bolayır’dan Sandıklı’ya gelmiş olduğu ve uzun süre Sandıklı’da yaşadıktan sonra burada öldüğü söylenmektedir.
Şair ruhlu ve tasavvuf ilmine vakıf bulunan Şeyh Safai 1758 yılında Sandıklı’nın Karadirek(Gılandıras) bucağında ölmüş ve buraya gömülmüştür.
Şairin, basılı bir eseri veya divanı olup olmadığı bilinmemektedir. Ancak, elde bir çok şiirleri vardır:
İLAHİ
Garibim şu diyâr içre beni sarar olmaz
Acep bigeneyim bunda bana kimse yâr olmaz
Yanar âşık ayrı nice bağ ihsanına cananın
Gire gör ravz-ı aşka bu gülşende yanar olmaz.
Deva olmaz bana asla cemalin hastayım ben
Firaşi dert âşkına düşenlere tımar olmaz
Hudadan ger nazar ermezse lutfeyle bize anda
Benim gibi günahkara biriyin hiç itibar olmaz
Göçelim gel bakaya ey SAFAYİ dar-ı rıhketten
Bilirsin kim konan göçer menazilde karar olmaz.
SEHER VAKTİ
Seher vakti gözün uyar
Sana ihsan eder settar
Dil-i candan ona yalvar
Uyan vakti seherlerde
Seher vakti uyan canı
Dilim zikir ede süphanı
Ararsan derde dermanı
Uyan vakti seherlerde
Seher vakti uyananı
Hüda sever o cabnanı
Erişip lütfü rabbani
Uyan vakti seherlerde
Seher vakti kim uyanır
Tecelli nura boyanır
Varır arşa dayanır
Uyan vakti seherlerde
Seher vakti başın kaldır
Vücüdunu nura daldır
SAFAYİ bu güzel haldir
Uyan vakti seherlerde
MANZUME
Evliyanın yolu âyin bu adet kanun efkan imiş
Terk edenler cümle varın aleme sultan imiş
Arifi ilah değil anlarki nefsini bilmedi
Ol kuman-ı zan içinde daima hayran imiş
Eyle tevhit muhteden müzakka zikr ile
Ehli inkar kaldı şöyle mürşidi şeytanimiş
Ko inadı eyle ikrar hak tarika gir yürü
Münker olup aşkı hakkı bilmeyen hayvanimiş
Nice inkar ide hakkı muddeiler göz göre
Afitaptan ol iyandır göz süze bühtan imiş
Ol yedi bahri fena derya değil anlar isen
Vasfa gelmez bahri aşkile gatrası umman imiş
Ey SAFAYİ gel bu sırrı cahile etme beyan
İş bu insan bilmediği nesneye düşman imiş
NOT:Bu bölümde yer alan biyografiler; İrfan Ünver Nasrattınoğlu'nun "Afyonkarahisar, Şair ve Yazarları" kitabından alınmıştır.
SANDIKLILI FİKRİ
Sandıklı’nın Ece mahallesi eşrafından Müminzadeler’dendir.Asıl adı “Mehmet”tir. Şiirlerinde “Fikri” mahlasını kullandığı için bu adla ün yapmıştır.
Fikri 1844 yılında Sandıklı’da doğdu.
1876 yılında Yedek Subay olarak “Pelevne Savaşı”na katıldı.Bozgundan sonra kaçarak İstanbul’a geldi ve bir süre “Acem Han”da kaldı.
Daha sonra Dinar’da öğretmenlik yaptı. Tarikata katıldı. Bundan sonrada divanını yazmaya başladı. Alfabe sırasıyla yazmış olduğu divanın Dinar’da “Emeksizoğlu Hasan Efendi”de olduğu söylenmektedir. Bu zat divanı bastırmamıştır, şairinin el yazısı ile muntazam bir şekilde yazdığı müsvettelerin ne olduğu ise bilinmemektedir.
Sandıklılı Fikri’nin şiirleri Yunus’tan aldığı ilhamla yazmıştır.
Duyguları ilahidir..
En önemli özelliği ise,şiirlerinde ‘Afyon’a has kelimeler’ kullanmasıdır.
1904 yılında Dinar’da vefat etmiştir.
D İ V A N I N D A N P A R Ç A L A R
1
Şunda bir canana gönül düşürdüm
Almadı gönlümü almayıp gider
Aşk ile divane olup şaşırdım
Kalmadı hiç aklım kalmayıp gider
2
Kurbandır vücüdum anın yolunda
Nev’i muhabbeti çoktur kolunda
Gözüm yok cihanın cife yolunda
Gelmez hatırıma gelmeyip gider
3
Ateş derdime bir deva olmaz
Zikirsiz bir vakit yaram onulmaz
Döktüğüm gözyaşı hesaba sığmaz
Gülmez kara bahtım gülmeyip gider
4
Zahir hemin özün hebaya salmaz
“Hüvelbaki” gayrı kimseler kalmaz
FİKRİ SANDIKLILI’yı kıymetin bilmez
Bilmedi kadrini bilmeyip gider
5
Dünyada ölümü kimse istenez
Elde irade yok çaresiz gider
Oraya gidenler vücut beslemez
Yalnız gömülmeye parasız gider
6
Orada bilmezler kışlık azığı
Kabirdedir kıyametin kazığı
Acımazlar sana kim der yazığı
Karanlık toprağa çırasız gider
7
Orada ekleder seni haşerat
Üzerinde biter nebatat
Hüsnü amel kazan bulursun necat
Karanlık yola mostrasız gider.
8
O yollarda pazr ahzu ita yok
Bir kimseden sana zerre vefa yok
Âmeline göre orda ceza çok
Necat bulan nadir yarasız gider.
9
Bin üç yüz iki de kırk bir yaşına
Girip FİKRİ yazdı hece taşına
Çekecekler bir bir mizan başına
Terazi ağarsa tarasız gider.
KIT’A
Acep toprağımız bir testici destisinde geçseydi
Kimin testi,kimin bardak yapardı kimimizi hap
Biliyorken fikir yanında bu madut cevheri mevcut
Hezar kıl şükrünü vermiş sana aşk bir elkap.
G Ö N Ü L
Gönül hakkın yapısı
Gönül rıza kapısı
Bağı irem kokusu
Lutfi hüdadır gönül.
Kimseyi görme hakir
Sevgilidir ol fakir
Gaflete olma esir
Gizli rızadır gönül.
Gönüldür hakka mesken
Çün hak açtı yelken
Dostunu celb ederken
Cana safadır gönül
Kim ki bu gönlü ola
Rızai hakkı bula
Her işi asan ola
Derde devadır gönül
NOT: Buradaki bilgilerin tamamı İrfan Ünver Nasrattınoğlu’nun yazdığı “Afyonkarahisar şair ve yazarları” isimli eserden alıntılanmışıtır.
NAMİ (Mehmet Emin Çakıroğlu)
Sandıklı’da doğmuştur. İlçe eşrafından Çakalzade’lerdendir. Babasını küçük yaşta kaybetmiştir. Tahsilini Darüşşafaka’da yapmıştır. Çeşitli devlet memurluklarında bulunduktan sonra. P.T.T Müdürlüğü'nden emekli olmuştur.
Mehmet Emin Çakıroğlu, Fransızca bilir, zeki, iyi karakterli çevresi tarafından sevilen bir kişidir.
Şiirlerlerinde NAMİ mahlasını kullanan Çakıroğlu’nun basılı bir eseri olmamasına rağmen, yazdığı şiirlerle çevresinde ün yapmış ve şiirleri bir çok sanat dergilerinde yayınlanmıştır. Ayrıca bazı şiirleri bestelenmiştir..
Aşağıya güzel bir manzumesini alıyoruz:
M A N Z U M E
Temammül kalmadı tende Feleğin cevri yetmez mi
Hususu lutfi ihsani acep bir gün erişmez mi
Ne çekti Ademü Havva Felekten etmedi şekva
Kurulmuş bir dolap amma görenler hayret etmez mi
Seherde açılır güller öter şevkile bülbüller
Bilirmisin neler söyler bu gam bir lahza yetmez mi
Girer pervane devrane atılır şemi suzane
Yanar bişare merdane ne hikmettir bilinmez mi
Doğar hurşid güler yüzler fusunkardır güzel sözler
Sunar peymaneyi saki yakar bilcümle aşşakı
Cihanda aşk kalur baki bu şerbetten içilmez mi
Nedir NAMİ feryadın Muhammed aşkile bünyadın
NOT: Bu bölümde yer alan biyografiler; İrfan Ünver Nasrattınoğlu'nun "Afyonkarahisar, Şair ve Yazarları" kitabından alınmıştır.





