31 Temmuz 2007 Salı
30 Temmuz 2007 Pazartesi
2007 ÖSS Soruları ve Cevapları
Sandıklılı öğrenci arkadaşlarımıza lazım olur düşüncesiyle, 2007 ÖSS Soru ve Cevapları aşağıdaki linklerde var, indirebilirsiniz.
ÖSS 2007 TÜRKÇE SORULARI
ÖSS SOSYAL BİLGİLER 1 SINAVI İÇİN TIKLAYIN
ÖSS EDEBİYAT SINAVI İÇİN TIKLAYINÖSS MATEMATİK 2 DENEME SINAVI İÇİN TIKLAYIN
ÖSS SOSYAL BİLGİLER 2 SINAVI İÇİN TIKLAYINÖSS FEN BİLİMLERİ 2 SINAVI İÇİN TIKLAYIN
ÖSS CEVAP ANAHTARI İÇİN TIKLAYINAdsense
Google'nin Adsense reklamlarını artık sitesine yerleştirmeyen kalmadı. Bilende bilmeyen de sitesine kodunu yapıştırıyor. Halbuki bilinmeyen birşey daha var. O da, Adsense Türkiye'ye daha az ödeme yapıyor. Gerçi bu bizim internet sitesi yapan vatandaşlarımızın zekalarını sitelerini güncellemek yerine, bu tür reklamları tıklatan yazılımlara gönül vermelerinden kaynaklanıyor. Özetle, İngilizce olan sitelere Google daha fazla ödeme yapıyor. Ortalama bir internet sitesi sahibinin Adsense'den para kazanması imkansız gibi görünüyor ülkemizde. Yüzlerce, hatta binlerce Türk sitesindeki Adsense reklamları aslında bilmeyerek Google'ye hizmet ediyor. Yani kullandığımız Google maili aslında bedava kullanmıyoruz. Bunun bedelini ödüyoruz. Nasıl mı? Adsense reklamlarını sitemize koyarak.
Bu da Google'nin bir zaferi olsa gerek!
18 Temmuz 2007 Çarşamba
HÜDAİ KAPLICASI
Termal Merkezin Konumu:
Ege Bölgesinde yer alan turizm merkezi...
Sandıklı ilçe merkezine 7 km. ve Afyon il merkezine ise 66 km. mesafededir.
Afyon-Antalya karayolu güzergahına 6 km. uzaklıkta konumlanmış olan Hüdai –Hüzai Kaplıca
tesisleri termal belde görünümündedir.
Havaalanı Durumu : Afyon ilinde bulunan askeri amaçlı havaalanının
genişletilmesi ve sivil amaçlı kullanımı ile ilgili çalışmalar sürmektedir.
Mevcut durumda en yakın havaalanı olarak sivil amaçlı Isparta Havaalanı’ndan yararlanılabilmektedir.
Yükseklik : 996 m.
İklimi :Termal merkezdeki iklim koşulları karasal iklim ile Akdeniz iklimi
arasındaki özellikleri göstermektedir. Yıllık ortalama sıcaklık 13.2 °C, en
yüksek sıcaklık 39.6 °C ve en düşük sıcaklık ise 16.7 °C ‘dir.
AYLAR* 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12
Ort. Açık Gün Sayısı 6,6 7.1 7.8 5.2 10.0 13.5 19.5 20.5 17.7 11.8 11.1 7.3
Ort.Bulutlu Gün Sayısı 9.2 8.5 9.5 11.5 14.2 12.3 10.5 9.2 9.3 10.8 9.2 8.4
Ort. Kapalı Gün Sayısı 15.1 12.8 13.7 12.2 7.6 4.2 1.0 1.3 3.0 8.4 9.8 14.6
* Değerler Sandıklı Meteoroloji İstasyonuna aittir.
Termal Suyun Sıcaklık Durumu:
Sondaj kuyularından alınan termal
suyun ortalama sıcaklığı 70 °C dir.
Ph Değeri : 6.3 - 6,9
Toplam Mineralizasyon :1952-2458 mg/lt.
Fiziko-Kimyasal Özellikler : Termal sular “sodyum, kalsiyum sülfat,
bikarbonatlı termal sular” sınıfına girmektedir. Bu sular aynı zamanda 4 mg/lt
fluorür, 332 mg/lt karbondioksit içermekte olup radyoaktif özelliğe sahiptir.
Endikasyon (şifa) Özelliği : Romatizmal hastalıklar, ağrılı sendromlar, kalp
ve kan dolaşımı hastalıkları, eklem-kireçlenme rahatsızlığı, sinir ve kas
yorgunluğu, sinirsel hastalıklar, kadın hastalıkları.
Konaklama Tesisleri:
Termal Merkez, Sandıklı yerleşmesinden kopuk olarak konumlanmış olup konaklama
birimleri, kür merkezleri, ticari üniteler, yeşil alan düzenlemeleri ile termal belde
görünümündedir. Konaklama birimleri ile tedavi ünitelerinin tamamı Sandıklı
Belediyesinin işletmesindedir.
Kaplıca Oteli : Turizm Bakanlığı’ndan 2 yıldız ve otel türünde işletme
belgeli olup, 32 oda ve 64 yatak kapasitelidir. Otel bünyesinde banyo, sauna ve çamur
banyoları bulunmakta olup ayrıca oda banyolarında termal su kullanılabilmektedir. Otel
bünyesinde sürekli doktor bulundurulmaktadır.
Rezervasyon : Tel: 272-5357320 (7 hat)
Yeni Termal Otel :3 yıldız ve otel türünde turizm işletme belgesi mevcuttur.
Otel bünyesinde termal su banyolar, tabii sauna, çamur banyoları, terapi havuzları ve
açık havuzu içeren kür merkezinden yararlanılabilmektedir. 132 oda ve 264 yatak
kapasitesi mevcuttur. Otelden kür merkezine tüp geçit ve asansör bağlantıları
bulunmaktadır. Ayrıca, otelde doktor ve sağlık personeli hizmet vermektedir.
Rezervasyon : Tel: 272-535 73 30 (19 hat) Fax : 272-535 73 19
Diğer Konaklama Tesisleri: Kaplıca alanında
oteller dışında banyolu apart ve banyosuz odalar olmak üzere konaklama imkanı
mevcuttur. Bu kapsamdaki yatak kapasitesi ise 742 dir. Kaplıca alanındaki 2 adet büyük
termal havuz (günlük 1000 kişi kapasiteli), halk tipi termal banyolar, umumi çamur
banyoları ve tabii saunalardan yararlanılabilmektedir.
Rezervasyon : Kaplıca İşletme Müdürlüğü Tel: 272-535 73 27 (3 hat)
Enformasyon : Afyon İl Turizm Müdürlüğü
Hükümet Konağı Kat:3 No:333 Afyon
Tel: 272-214 12 21, 272-213 54 47, Fax : 272-213 26 23
HALK KÜLTÜRÜ
SANDIKLI FOLKLORU
Sandıklımız folklor bakımından incelendiğinde, kasaba ve köyleriyle çok zengin bir ilçemizdir. Sandıklı'da folklor konusunu beş ayrı bölümde inceleyebiliriz.
1. Yaşayışları
2. Ananeleri
3. Türkü, ninni ve manileri
4. Oyunları
5. Yemekleri
Evlilik toplumun en küçük kuruluşu olan bir ailenin oluşması için atılan ilk adımdır. Sandıklı'da düğün geleneği çeşitli aşamalardan geçmektedir.
SANDIKLI'DA EVLENME GELENEĞİ Sandıklı'da ve köylerinde evlenmeler genellikle görücü usulü ile olur. Erkeklerde evlenme yaşı 17-22 yaşları arası; kızlarda ise 15-22 yaşlar arasındadır. Fakat eğitim görmüş gençlerde evlenme yaşı daha yüksektir. Genellikle erkeklerin askerliklerini bitirmeleri beklenir. Kızlarda evlenme yaşı erkendir. Ayrıca büyük kız dururken küçüğün evlenmesine izin verilmez. Günümüzde biraz değişmesine rağmen evlilik konusunda kızın alınmaz ve kararı anneyle baba verirler.
Sandıklı'da evlenmenin çeşitli aşamalarını şöyle sıralayabiliriz:
1. Görücü gitme
2. Kız isteme
3. Söz kesme ve şerbet içme
4. Nişan hazırlığı
5. Nişan takma
6. Düğün (çeyiz serme-karyola düzme ve urba görme, kına, güvey başı, gelin inme, yüz görümü, duvak)
1-GÖRÜCÜ GİTME: Sandıklı'da düğün adetleri; yurdumuzun bir çok yerinde olduğu gibi çok eskilerden beri görücü usulüyle yapılamaktadır. Önce çevrede görülüp beğenilen kız, erkek evi tarafından karar verilerek damat olacak erkeğin çok yakınlarından biri veya ikisi kızı görmek için kız evine giderler. Görmek için doğrudan değil de bir iş yaptırmak (oya, tentene yaptırmak, yorgan veya dikiş diktirmek gibi) için giderler. Hiç belli etmeden kız evinin derli toplu (düzenli) olduğunu kontrol ederler. Kızın hal ve hareketlerine bakılır. Belli bir bahane bulunarak kalkılır. Oğlan evine gelindiğinde asıl konuşma ve tartışmalar başlar. Kız beğenilmemişse bin bir türlü bahaneler bulunur. Bir başka kız aranmaya çıkılır. Fakat kız beğenilmişse oğlan evi kendi aralarında bir kez daha kız evine gitmeyi kararlaştırırlar. Bu zaman içinde de kız evi de bazı bilgilere sahip olur. Oğlan evi büyükleriyle kız evine giderler. Şayet kız evinin niyeti varsa kayınvalide olacak kişinin altına kalın minder serilir. Kız verilmeyecekse kız evi kendilerince çeşitli bahaneler gösteririler. Görücülere kız, çay, kahve, şeker gibi ikramlarda bulunursa, görücülere görünürse bu da kızın verilmeye meyli olduğunu gösterir. Kendi aralarında hoş sohbetler edildikten sonra kız istemek için gün alınır.
2-KIZ İSTEME: Çevresinde iyiden iyiye araştırılan konu, komşu, eş, dost ve yakın akrabalar tarafından kız ve ailesi hakkında gerekli bilgiler toplandıktan sonra oğlan evinde bir değerlendirme yapılıp kız istenmeye karar verilince, ilk olarak kadınlardan bir haberci gönderilir. Haberci kız istemeye geleceklerini söyleyerek belirli bir gün tespit edilir. Genellikle bu günün Perşembe veya Cuma olmasına özen gösterilir. Kız isteme zamanı mevsim kış ise akşam, yaz ise öğle veya ikindiden sonra olur. Çevrede hatırı sayılan ve sevilen kişilerle, oğlanın varsa anne ve babasıyla kız evine giderler. Kız evine varıldığında hayırlı olması için "Ölünceye kadar çorba içmeye geldik." veya "Çok hayırlı bir iş için geldik." diye sözler söylenir. Kız tarafı gelenleri karşılayıp içeri alır. Hal ve hatır sorulduktan sonra oğlan evinden yaşlı, olgun ve laf bilen birisi tatlı bir girişle "Allah'ın emri, Peygamberin kavli ile kızınızı istemeye geldik" diyerek kızlarına talip olduklarını bildirir ve kızı isterler. Kız evinin büyükleri "hayırlıysa, kısmetse olur" gibi sözlerle cevap verirler. Oğlan evinin ileri gelenleri ise oğlanın işi ve meziyetlerini anlatırlar. En sonunda kız evinin büyükleri "babamıza ve büyüklerimize bir danışalım" diyerek düşünmek için zaman istedikten sonra oğlan evi kız evinden ayrılır. Geçen birkaç günlük zaman içinde kızın ailesi oğlanın durumunu, huyunu, işini, alışkanlıklarını ve yaşayışı hakkında bilgi toplarlar. Bu bilgi toplama bazen 2 veya 3 günde bittiği gibi bazen de 15 gün sürebilir. Süre uzadığı zaman oğlan evi kız evine gelir, kız evinin kararı uygun bir dille gelenlere anlatılır. Eğer kız evinin kızı vermeye gönlü yoksa "kızımızın yaşı küçük, çeyizimiz eksik, şu anda düğün yapamayız, borçluyuz" diyerek bin bir türlü bahaneler bulurlar.
Kız evinin cevabı olumsuz olunca, oğlan evi iyi günler temennisiyle hemen oradan ayrılır, giderler. Fakat kız evinin cevabı olumlu ise ve kızı vermeye gönülleri varsa hal ve hareketlerinden belli olur ve böylece yeni kurulacak yuvanın temeli atılmış olur. Çeşitli ikramlardan sonra oğlan evinin ileri gelenleri söz kesme ve şerbet içme için gün tespit ederek kız evinden ayrılırlar. Günümüzde artık kız babaları kızını çağırarak onun fikrini de almaktadırlar. Baba kızın fikrini almak için kendisi değil de annesini görevlendirir. Böylece kızın da görüş ve düşünceleri alınmış olur. En sonunda kızın ailesi tekrar bir araya gelerek durumu değerlendirirler. Hatta kızın dedesi, ninesi ve yakın akrabalarının da fikirleri ve gönülleri de alınarak en son karar verilmektedir.
3-SÖZ KESME (SÖZ VERME) VE ŞERBET İÇME: Bazen kız isteme dönemi birkaç defa tekrarlanır. Bu gidip gelmelerde çok yakınlardan tutunda, hatırı sayılır olgun kişilerde devreye girerler. Kız evi bütün bu gidip gelmeler sonunda ikna olup kızını vermeye razı olunca söz kesme günü tespit olunur. Öz kesme için giysi ve söz yiyecekleri oğlan evi tarafından alınır. Söz kesme günü oğlan evi çay, kahve, şeker, lokum ve kolonya gibi yiyecek ve içeceklerle yakın aile çevresi ve aile büyükleriyle kız evine giderler. Oğlan evinden getirilen şeker ve su ile yapılan şerbet misafirlere ikram edilir. Arkasından oğlan evinden getirilen çay, şeker ve lokum verilir. Kız evinde toplananlar hem oğlan hem de kız evinin kadınlarıdır. Böylece kadınlar arası söz kesme yapılmış olur. Kız evindeki şerbet ve diğer yiyeceklerin dağıtma işi gelin adayı ve arkadaşları tarafından yapılır. Şerbet içimi bittikten sonra çay ve tatlı yenilir, içilir. Böylece kadınlar arası söz kesimi yapılmış olur.
Aynı günde erkekler içinde söz kesme ve şerbet içme olur. Bir kahvede kız evinin ve oğlan evinin yakın arkadaşları, akrabaları ve komşuların erkekleri toplanır. Orada şerbet, çay, şeker ve kahve ikram edilir. Bu ikramlar esnasında hocaya dua ettirilir. Kadınlar ve erkekler arsında içilen şerbetin amacı, çevreye evlilik amacını belirtilmesi, tarafların birbirine tatlılıkla yakınlaşması ve aralarındaki kaynaşmayı sağlar. Söz kesimi bittikten birkaç gün sonra oğlan evinin çok yakınları kız evine giderek nişanda takılacak takıları ve nişan elbiselerinin nasıl alınacağını konuşurlar. Kendi aralarında tatlılıkla bir karar vararak nişan gününü tespit ederler.
4- NİŞAN HAZIRLIĞI: Söz kesildikten sonra oğlan ve kız evi arasındaki yakınlaşma iyice artar. Nişan töreni için yapılacak hazırlıklara da yavaş yavaş başlanır. Aileler arasında takı denilen ziynet eşyası ve nişanlıklar üzerinde konuşmalar başlar. İki taraf arasında takı konusunda anlaşmaya varıldıktan sonra, kız ve oğlan evinden ikişer veya üçer kişiyle çarşıya gidilir. Çarşıda yüzük, küpe, bilezik, (anlaşmaya göre zincir ve dövme) saat, kolye, ayakkabı, terlik, çanta, iç çamaşırı ve makyaj malzemesi gibi kararlaştırılan şeyler alınır. Daha sonra nişanlık ve nişandan sonra giymesi için bir hazır elbise alınır. Kız evi de damat için yüzük alır. Her iki tarafın anlaşmasıyla nişan günü kararlaştırılır. Sandıklı köylerinde takı pazarlığı iki aile arasında çok çetin geçmektedir.bu takılar çoğu zaman bir servet denecek seviyeye ulaşmaktadır. Sandıklı'da ise eski takı ile ilgili kurallar hemen hemen kalkmıştır. Oğlan evi artık kendi imkanlarına göre takısını takmaktadır.
5-NİŞAN TAKMA: kararlaştırılan nişan günü için kız ve oğlan evinden eş, dost, akraba ve yakın komşular çağrılır. Nişandan bir gün önce oğlan evi kız evine kızın giyeceği nişanlığı ile lokum, çay, şeker, kahve, kolonya, ve çikolata götürürler. Nişan töreni genellikle öğleden sonra veya akşam yapılır. Nişan günü sabahleyin gelin kız kuaföre götürülür. Daha sonra kız evinde veya kız evinin temin ettiği bir yerde, tüm davetlilerin bir araya gelmesiyle nişan töreni başlamış olur. Genellikle oğlanın annesi veya en yakınlarından birisi kıza ziynetlerini takar. Ayrıca kıza oğlan evi tarafından kız kardeşi, halası,n teyzesi ve akrabaları da isterse ziynet takarlar. Takı töreninden sonra kız el öpmeye başlar. Bu arada oğlan evi tarafından getirilen şerbet, çay, şeker ve lokum ikram edilir. Bir zaman sonra oğlan evi kız evinden ayrılır.
Eğer nişan takma törenine damat adayı gelmemişse bir sürahi şerbet hazırlanır. Sürahinin üzerine kırmızı örtü örtülür. Sürahinin ağzı bağlanır, bağın ucuna ise nişan yüzüğü bağlanır. Bu şerbet, oğlanın kız kardeşi veya bir yakını tarafından oğlana götürülür. Vermeden önce götüren kişi, oğlan tarafından ödüllendirilir. Getiren kişi bağlı bulunan yüzüğü çıkararak damat adayına verir. Damat adayı sevinç içinde yüzüğü parmağına takar. Bir taraftan da yakını tarafından doldurulan şerbeti içer. Aradan bir zaman vakit geçtikten sonra "ağız tadı" adıyla hazırlanan bir tepsi baklava, bir tepsi börek, gerekli miktarda çerez (fındık, fıstık, şeker, lokum) ve kız evi için hazırlanan dürü denilen hazırlıklar tamamlanır. Oğlan evi bu hazırlananları kız evine götürür. Kız evi, oğlan evinin geleceğini bildiği için gerekli yemekler hazırlamıştır. Hep beraber yemek yendikten sonra biraz oturulduktan sonra kız evinden kalkılır.
Birkaç gün sonra aynı şeyleri kız evi, oğlan evine götürür. Oğlan evi oldukça zengin bir davet yemeği ile kız evini ağırlar. Davet yeğinde sırasıyla toga çorbası, söğüş et, börek, hoşaf, baklava, bamya, dolma (kalem, yaprak veya biber) ve en sonunda sütlaç verilir. Yemekten sonra biraz oturulur ve kalkmadan önce oğlan evi, kız evinden gelenlere çeşitli hediyeler verir. Ve kız evi oğlan evinden ayrılır. Böylece oğlan evi ile kız evi birbirine daha yakınlaşmış olurlar.
Nişanlılık dönemi birkaç hafta sürdüğü gibi birkaç ay veya birkaç sene de sürmektedir. Nişanlılık dönemi hem oğlan evi hem de kız evi için ekonomik yönden çok ağır olmaktadır. Bu dönem düğün için bütün hazırlıkların yapıldığı bir dönemdir. Oğlan evi kız evine her gidişinde el öpmelik verir. Bu para, giyecek, çerez ve yiyecek şeklindedir. Nişanlılık döneminde bayram olursa gelin kıza bayramlık alınır. Sandıklı'da nişanlı gençlerin birlikte olmalarına ve beraber gezmelerine izin verilmez. Ancak son yıllarda oğlan ile kızın konuşmalarına, anlaşmalarına, birbirini görmelerine ve gezmelerine artık izin verilmektedir. Bunda sosyal toplum gelişimindeki değişikliklerin büyük etkisi olmuştur. Nişanlılık dönemindeki hazırlıklar bittikten sonra düğün günü iki aile arsında kararlaştırılır. Ve düğün hazırlıkları başlar. İlk iş olarak oğlanın babası nikah hazırlıkları için kızın nüfus cüzdanını almaya kız evine gelir. Burada kız babası ile konuşulur. Kaç kat elbise alınacağı, düğünde çalgı çalınıp çalınmayacağı ve diğer kız evinin istekleri kabul ettirildikten sonra kızın nüfus cüzdanı oğlanın babasına verilir. Bu işlerin bitiminden sonra artık iş çeyiz sermeye ve çeyiz hazırlıklarına gelmiştir.
6-DÜĞÜN:
a) Urba Görme:
Düğün ve nikah günü yaklaştığı zaman oğlan ve kız evi alışveriş için bir gün kararlaştırırlar. Alışveriş yapılan bu güne Sandıklı'da "urba görme" veya "elbise görme" adı verilir. Önce kıza ve eve alınacak eşyalar konuşulur. Sandıklı'da genellikle aileler arasındaki anlaşmaya göre yatak odası takımını kız evi, misafir odası takımını oğlan evi, mutfak eşyalarını da ortaklaşa alırlar. Esvap görme için tespit edilen günde, gelin kız, annesi, kız kardeşi ve gelinleri hep beraberce oğlan evine giderler. Orada oğlanın annesi, kız kardeşi varsa gelinleri hazır bulunur. Hep beraberce elbise görmek için alışverişe çıkılır. Bu sırada oğlan evinde kalanlar yemek hazırlarlar. Kız ve oğlan evinden çarşıya gidenler sırasıyla, kuyumcu, ayakkabıcı ve manifaturacıya uğrayıp, gerekli alışverişi yaparlar. Özellikle manifaturacıda her tarafın yakınlarına hediyeler alınır. Ayrıca kıza elbiseler, ayakkabılar, terlikler, makyaj takımı, ortaklaşa yapılacak ev eşyası ve daha başka gerekli olan, istenilen şeyler alınır. Alışverişin bitiminde ise topluca oğlan evine gelinir. Kız evinden gelen misafirler, oğlan eviyle beraber hazırlanan yemekleri yerler. Alışveriş için köyden Sandıklı'ya gelenler, alışverişin bitiminden sonra topluca lokantaya giderler. Yemekler yendikten sonra çarşıdan alınan eşyalara yeniden bakılır ve eksik bir şeyin olup olmadığı kontrol edildikten sonra teker teker bohçalara yerleştirilir. Böylece urba görülmüş olur. Artık sıra çeyiz sermeye ve karyola düzmeye gelmiştir.
b) Çeyiz Serme-Karyola Düzme:
Düğün haftasına girilince kız ve oğlan evindeki hazırlılar hızlanır. Düğün ve nikah günü belirlendikten sonra çeyizleri serme işlemi başlar. Çeyiz serme günü kız evinde Pazartesi, Salı veya Çarşamba günü, oğlana evinde ise Perşembe günü olur. Oğlan evi kız evindeki çeyizin alınması için Çarşamba günü veya Perşembe sabahı bir araba tutarak kız evine giderler. Kızın hazırlamış olduğu çeyizler arabaya yüklenerek oğlan evine getirilir. Arabacıya ya bir basma ya da bir gömlek verilir. Bu arada eşya getirmeye gidenlere, kız evi tarafından bazı hediyeler verilir. Perşembe günü kız evi topluca çeyiz serme için oğlan evine gelir. Kız ve oğlan evinin eşyaları, kız evinden gelenlerle yerleştirilir. Çeyiz serme işine oğlan evinde bulunanlar da yardım ederler. Bu arada hazırlanan bohça gelin odasına konur. Oğlanın yakın akrabalarına konan dürü bohçasının içinde iç çamaşırı, çorap, yazma, havlu, elbiselik, çarşaf, mendil vb giyim eşyaları bulunur. En sonunda kızın yatak odası hazırlanır. Bütün yapılan bu hazırlıklara Sandıklı'da "karyola düzme", bazı köylerinde ise "döşek gelme" adı verilir. Perşembe günü yapılan çeyiz serme ve karyola düzmeye yardım edenlere ve diğer misafirlere "karyola daveti" yapılır ve oğlan evi tarafından yemek verilir. Yemekte çorba, et, börek, baklava, sütlaç, dolma ve bamya yenir. Hazırlanan sofralara 10 ile 15 kişi oturur. Karyola düzmeden sonra yenen yemeğe Sandıklı'da "çeyiz yemeği" veya "karyola yemeği" köylerimiz de ise "döşek yemeği" veya "döşek ekmeği" denir.
c) Gelin Hamamı:
Düğün haftasına girildiğinde, oğlan evinden gelen kadınlar, gelin kızı Sandıklı'daki hamama veya Hüdai kaplıcasına götürürler. Hamama varıldığında gelin adayı, herkesin ellerini öper ve bohçaları ayrı ayrı düzenler. Hamamdan sonra geline ve kayınvalideye yeni çamaşırlar giydirilir. Gelini hamama götürmenin bir amacı da gelinin vücudunda bir sakatlık, eğrilik olup olmadığına bakmaktır. Hamamın bitiminde evden getirilen çeşit çeşit yemekler, meyvalar, tatlılar, turşular yendikten sonra gelin hamamı sona erer.
d)Okucu (Okuyucu) Çıkma
Perşembe günü çeyiz serme ve karyola düzme bittikten sonra, cuma günü her iki tarafın kadınları okucu çıkarlar. Kızevi, cumartesi günü olacak kız evindeki düğün ve kına gecesi için oğlan evi ise pazartesi günü olacak duvak için okucu çıkarırlar. Okucu çıkacak kişiler; kızın ve oğlanın annesi, kız kardeşi, yengesi veya çok yakınlarından olur. Okucular, etek üzerine Sandıklı'ya has sarı veya çizgili ipekten "okucu fıtası" örtünürler ve sayıları iki kişi olur. Ev ev dolaşarak, kız evindeki düğün ve kına gecesi ile oğlan evindeki duvak, eğlencesine akrabalarını, tanıdıklarını ve komşularını çağırırlar. Davet edilen evin kadını okuculara sembolik bir para verir, çağırma işi akşama kadar sürer.
e)Kız Evinin Düğünü
Kız evi, yakınları ve kızın arkadaşları Cuma gününden, ertesi gün yapılacak kız düğünü ve kına gecesi hazırlıklarına başlarlar ve tef eşliğinde oynarlar ve eğlenirler. Cumartesi günü sabahleyin oğlan evinden gelenler gelin kızı alır ve kuaföre götürürler gelin kızla birlikte, kız ve oğlan evinin yakınlarının da saçı yapılır. Gelin kız Sandıklı'dan dışarı çıkacaksa gelinlik, Sandıklı'nın içinde kalacaksa nişan elbisesi giydirilir. Kız evinin düğünü için Cumartesi günü öğleden sonra tutulan salonda veya uygun bir evde toplanılır. Düğün sadece kadınlar içindir. Düğünde bazı kadınlar üç etek denen yöresel kıyafeti giyerler. Bazı ailelerde küçük kız çocuklarına gelinlik giydirirler. Kız düğününe gelenler kızın annesine para ya da değişik hediyeler verirler. Ayrıca gelirken yanlarında bozuk para getirirler. Bu bozuk paralar oynamaya kalkanlara verilir. 0nlarda parayı tefçiye verirler. Tefçi çalar ve tef eşliğinde ikişer kişi kalkarak oyunları oynarlar ve eğlenirler. Öğleden sonraki eğlence ikindi ezanından önce biter. Eğlencenin bitiminde kızın arkadaşların ve yakınları kızevi tarafından yemek daveti verilir. Yemekler takım adı verilen "çorba, et, pilav, helva veya baklavadır". Yemek yenirken oğlan evinden dört veya beş kişi güveyi ve sağdıcın esvabını götürmeye gelirler. Kız evi oğlan ve sağdıcın giyeceği güveyi esvabını iki ipek bohçaya koyarak oğlan evinden gelenlere verirler. Güveyi ve sağdıç için hazırlanan iki bohçanın içinde iç çamaşırı, takke, mendil, kravat, çorap ve gömlek bulunur. Yemekten sonra akşam kına gecesinde toplanmak üzere davetliler dağılırlar.
f)Kına Gecesi :
Cumartesi günü öğleden sonraki kız evinin eğlencesinden sonra, akşamda kız evinde kına gecesi yapılır. Kına gecesinde gündüz oğlan evinden gönderilen çeşitli çerez ve kuru yemişler yenir. Kına gecesi eğlencesine oğlan tarafından kadınlar da katılırlar. Tüm davetlilerin gelmesiyle kına gecesi başlar. Gecede, gelinin başı kırmızı pullu örtüyle örtülür. Tef eşliğinde kızın arkadaşları, akrabaları ve komşuları oyunlar oynar, şarkı söyler. Tefçi, gelin kızın basında maniler, türküler ve şarkılar söyler. Kızın sağ avucunun içine kına konur ve davetliler kınanın üzerine para koyarlar. Belirli bir süre yapılan eğlenceden sonra gelen davetliler dağılırlar. Kızın yakın arkadaşları kız evinde kalır. Kendilerinin ve gelin kızın el ve ayaklarına kına yakarlar. Kına gecesi eğlencesinde kına yakılırken yöremize ait kına türküsü söylenir. Kına türküsü şöyledir:
Kınası karılır tasta,
Oğlan evi pek havasta,
Kız anası kara yasta.
Yarenim kınan kutlu olsun
Orda dirliğin tatlı olsun,
Ney ney ney anam ney
Tuz kabını tuzsuz koyan,
Koca evi ıssız koyan
Anasını kızsız koyan
*** Nakarat ***
Ana hamama vardın mı?
Yunduğum yeri göndün mü?
Şimdi kıymetimi bildin mi?
*** Nakarat ***
Kaya dibi karıncalı,
Yanı çitte görümceli,
Hem dayılı, hem amcalı,
*** Nakarat ***
Atlayıp geçer eşiği
Sofrada kaldı kaşığı
Gelin evlerin ışığı.
Kına yakılırken orada bulunan bütün davetliler ve kız anası ağlar. Kına gecesi davetlilerin dağılmasıyla sona erer.
g) Güveybaşı ( Güvey Dirilmesi ):
Cumartesi günü ikindi namazından sonra oğlan evinde güvey başı (güvey dirilmesi) yapılır. Güveybaşına, oğlan evinin çağırdığı davetliler (erkekler) katılırlar ve oğlan evinin önünde toplanırlar. İkindi ezanı okunmadan önce oğlan evinden dört veya beş kişi güveyi ve sağdıcın esvabını almaya kız evine giderler. Kızevi önceden hazırladığı, güveyi ve sağdıcın esvabının bulunduğu iki ipek bohçayı oğlan evinden gelenlere verir. İki ipek bohçanın içinde "iç çamaşırı, mendil, takke, kravat, çorap ve gömlek" bulunur. Güveyi esvabını almaya gelenlere kız evi çeşitli hediyeler verir. Kız evinden gelen giyecekler ve takım elbiselerin pantolonu damat ve sağdıç tarafından güvey başından önce giyilir. Hocanın giydireceği ceket ve örme takke iki ipek bohçanın içine konur. Öğleden sonra güveybaşı için gelen davetlilere oğlan evi şeker, lokum, sigara ve kolonya ikramı yapar. Güveybaşı töreni ikindi namazından sonra camiye gidenlerin hocayla beraber gelmesiyle başlar. Önce ortaya bir hasır ve üzerine de haba (kilim) veya halı serilir. Hazırlanan bohçanın içindeki ceket ve örme takke ortaya getirilir. Sağdıç damadın, damatta babası veya dedesinin elinden tutarak imamla beraber tekbir sesleriyle evden çıkarak ortaya gelirler. İmam dua okuyarak sağdıcın ve damadın çekenini ve takkesini giydirir. Hocanın duasını bitirmesinden sonra güveybaşına gelen davetliler halının üzerine bozuk para atarlar. Toplanan bu paralar hocanın olur. Gelen davetliler tarafından damat ve yakınları tebrik edildikten sonra güveybaşı (dirilmesi) bitmiş olur ve davetliler dağılırlar. Eğer düğün çalgılı ise güvey basından sonra damadın arkadaşları onun etrafında toplanarak, çalgı eşliğinde oynarlar, davetliler bu esnada damada ve arkadaşlarına para takarlar. Erkekler yer, içer ve eğlenirler. Akşam olduğu zaman oğlan evi güvey eğlentisi yapar. Geç vakitlere kadar damadın arkadaşları ve davetliler eğlenirler. Böylece Cumartesi gününün kız ve oğlan evindeki düğün, kına ve güveybaşı törenleri bitmiş olur. Artık sıra pazar günü, yapılacak düğün ve gelin almaya gelmiş olur.
h)Pazar Düğünü - Gelin Alma - Nikah
Sandıklı düğünlerinde, pazar günü oğlan evine çalgıcılar erkenden gelir. Damadın yakın akrabalarının ve komşularının kapıları önünde çalgı çalarlar. Bunun anlamı ise akrabaları ve komşuları düğüne ve gelin almaya davet etmektir. Hangi evin önünde çalgı çalınırsa, o evin sahibi çalgıcılara bahşiş verir. Pazar günü sabahleyin erken saatlerden itibaren oğlan evinin davetlileri gelmeye başlar. Oğlan evinden, gelen davetlilere şeker, lokum, sigara ve kolonya, verilir. Yaz mevsiminde ise bunlara ilaveten soğuk içecekler verilir. Kızevinde, herkes erkenden kalkar ve gelini hazırlamaya koyulur. Oğlan evinden gelen kadınlar, gelini kuaföre götürürler, saçları yapıldıktan sonra gelinlik giydirilir gelini kız evine bıraktıktan sonra geri dönerler. Oğlan evinde ise gelin arabası güzelce süslenir. Çalgılar çalınır, oyunlar oynanır. Öğleye kadar oğlanevinin eğlencesi devam eder.
Öğle namazından sonra, önceden hazırlanmış gelin arabasına damat, annesi ve babası biner. Gelin arabası, tutulan arabalar ve davetlilerin arabalarıyla birlikte konvoy halinde kız evine varılır. Gelen arabalara kız evi tarafından mendil, havlu veya durumları iyiyse seccade bağlanır. Bütün bu işler tamamlandıktan sonra gelin kız ana, baba, kardeşleri, arkadaşlarını, akraba ve komşularıyla dolaşmaya başlar. Bu vedalaşma çok içten ve üzüntülü olur. Gelinin ağabeyi, babası veya dedesi kızın beline kırmızı kuşak bağlar ve kız babası kızına çeşitli tembihlerde bulunur. Daha sonra getirilen hocanın ve davetlilerin tekbir sesleri arasında gelin arabaya bindirilir ve gelin alınır. Hareket etmeden önce oğlan evinin yakınları tarafından fındık fıstık ve şeker atılır. Gelin alındıktan sonra konvoy kız evinden yola çıkar. Yolda gençler gelin arabasının, önünü keserler ve karşılığında para (bahşiş) alırlar. Düğün konvoyu eğer nikah yapılmamışsa doğru nikah salonuna gider. Burada gelen davetlilere nikah şekeri, sigara ve kolonya ikram edilir. Davetliler tamamen toplandıktan sonra nikah memuru tarafından genç çiftlerin nikahı kıyılır. Nikah bittikten sonra konvoyla şehir gezilir. En son şehir mezarlığından. geçilir.. Bundan amaç. insanların sonunun ölüm olduğu ve en sonunda geleceğimiz yerin orası olduğunu hatırlatmaktadır. En sonunda düğün konvoyu oğlan evin gelir. Sandıklı düğünlerinde gelin kız, nikah olmadan oğlan evine girmez. İki türlü nikah vardır. Biri resmi, diğeri de imam nikahıdır. Resmi nikah düğün sırasında veya öncesinde tespit edilen bir gün yapılmaktadır. Dini nikah ise gerdek gecesinde olmaktadır.
ı) Gelin İnme-Yüz Görümü:
Düğün konvoyu şehri gezdikten sonra oğlan evine gelir, evin kapısında kurban kesilir. Gelin ve damadın alnına kesilen kurbanın kanı sürülür. Gelin, oğlan evine girince el öptürme töreni başlar. Geline elini öptüğü yakını, komşular ve davetlilere düğün yemeği verilir. (Çorba, et, pilav, helva) Ayrıca mevlit okutulur. Gelinle damat içerideyken bir odada şerbet içerler. Buna "koltuk" adı verilir. Damat odadan çıkarken bozuk parayla karışık şeker atar ve dışarı çıkar. Daha sonra oğlan evinin yakınları ve komşuları geline bakmaya gelirler. Çıktıktan sonra geline para verirler. Çok yakınları altın veya bilezik takarlar Damat geline yüz görümlüğü ve hoş geldin hediyesi olarak bir altın veya bilezik takar. Daha sonra damat evden ayrılır ve arkadaşları tarafından akşama kadar gezdirilir. Damat akşam eve geldiğinde misafirlerle akşam yemeği yenir. Daha sonra damat ve gelin imam nikahı için abdest alırlar. Yatsı namazından sonra çağrılan hoca genç çiftlerin imam nikahım kıyar. Gelin ve damat oradaki büyüklerin ellerini öptükten sonra gerdeğe girerler. O gece damadın arkadaşları evin önünde arabalarla korna çalarak veya darbukayla oyun oynayıp gürültü. çıkarırlar. En sonunda oğlan evinden istedikleri hediyeyi; aldıktan sonra oradan ayrılırlar. Bu hediye Tatlı (kadayıf, baklava), yemek veya herhangi bir içecek olabilir. Damadın arkadaşları hediyelerini aldıktan sonra oradan ayrılırlar artık gelinle damat rahatsız edilmez. Böylece düğün tamamlanmış olur.
i)Duvak:
Pazartesi günü erkek tarafı kadınlara arasında duvak dediğimiz eğlence yapar. Gelinin saçı yapılır ve gelinliği giydirilir. Öğleden sonra oğlan evi tarafından tutulan salonda veya uygun genişçe bir yerde, oğlan evinin akrabaları ve komşuları toplanırlar. Duvağa gelenlere şeker, lokum ve kolonya ikram edilir. Davetlilere salona geçmeden önce kaynanaya hediye olarak para verirler. Önceden bir tefçi kadınla, oyuncu kaldırmak için bir kadın ayarlanır.Davet edilen kadınlarla, genç kızlar duvak eğlencesine gelirken en güzel elbiselerim giyerler. Oğlan evinden bazı kadınlar üç etek, küçük kız çocukları da gelinlik giyer. Duvakta Sandıklı'ya has yöresel oyunlar, tef eşliğinde ortaya ikişer ikişer kalkarak oynanır. Duvak eğlencesinde oynayanlara bozuk para verilir. Onlarda paraları tefçinin eteğine atarlar. Gelin duvakta geçimi olmaz düşüncesiyle para vermez ve konuşmaz. Oyuncular oynamadan önce hangi oyunu biliyorlarsa tefçi kadına söylerler ve tefçide onu çalar. Kadınların ve genç kızların duvakta, oynadığı oyun ve türküler şunlardır: Fındık dalları, Yekte, Adana'nın yolları taştan, Konyalı ve Engine'dir. Genç kızlar ve kadınların oyunlarından sonra gelini ortaya getirerek yüzüne vişneçürüğü ve pullu bir çember örterler yani yöresel adıyla gelini okşamış olurlar. Sonra geline oğlan evinin kadınları para veya takı takarlar. Duvaktan sonra oğlan evi gelen davetlilere evde yemek verir. Akşam olunca gelin kız gelinliğini çıkarmadan damatla beraber kız evine anne ve babasının elini öpmeye giderler. Biraz durduktan sonra oğlan evine geri dönerler. Artık sıra diğer yapılacak kız ve oğlan evinin davetlerine gelmiştir.
j) Düğün Sonrası Davetler:
Düğün bittikten sonra 1 ay içinde kız tarafı, oğlan evi ve yakınlarım "damat daveti" veya "düğün daveti" denen davet yemeğine çağırırlar. Davet yemeğine giderken geline gelinliği ve carı giydirilir. Ayrıca yüzüne pullu örtülür. Bu davette Sandıklı'ya has yemekler yenilir. Sırasıyla toga çorbası, söğüş et, börek, hoşaf, baklava, bamya, dolma ve sütlaç verilir. Kurulan sofralara 10 ila 15 kişi oturur. Yemekler yendikten sonra kızın anne ve babası, gelinle damada takı takarlar. Ertesi günü oğlan evinden gelin, damat, annesi ve babası tekrar kız evine giderler. Geline giderken gelinliği giydirilmez sadece üç etek denen yöresel kıyafet giydirilir. Gelenlere tekrar yemek daveti verilir. Buna "hoyraz" veya "poyraz ertesi denir. Oğlan evi daha sonra 2 ay içinde gelinin karyolasının bozulması için kız tarafım davet eder. Bu davete karyola bozma denmektedir. Bu davete kız evi ve yakınları katılırlar. O gün akşam yemeği oğlan evinde yenir. Bu davetlilerimizden başka ayrıca dini bayramlarımızdan Ramazan ve Kurban'ın 1. veya 2. günü akşamı kız evi, oğlan evine yemek daveti yaparlar. Bu yemeğe oğlan evinin tüm bireyleri katılırlar. Düğünün bitiminden 1 veya 2 ay sonra gelen cuması" denen kız evinin davetleri başlar. Her cuma geldiğinde gelin annesinin evine gider. Gelin aksama kadar orada kalır. Akşam, işinden çıkan damadında gelmesiyle kız evinde cuma daveti yapılır. Bu davet yıllarca aynen devam eder.
KAYNAK: Yurtsesi Gazetesi (Caner Dölekloğlu)
SANDIKLI YÖRESEL YEMEK ÇEŞİTLERİ
Sandıklı hamur işleri ve et yemekleri yönünden çeşitli ve zengin bir ilçemizdir. Yöremiz yemek ve tatlılarını 6 bölümde inceleye biliriz. 1 - Çorbalar 2 - Hamur işleri 3-Unlu Yiyecekler 4 - Et Yemekleri 5- Diğer Yemekler 6 -Tatlılar.
1 - Çorbalar: a) Toga Çorbası b) Tarhana Çorbası c) Un Çorbası d) Sülüklü Çorba
2 - Hamur işleri : a) Katmer b) Bükme ve börek ( Kıymalı, peynirli, mercimekli, patatesli, ıspanaklı, otlu, kabak, yufka) c) Börek içi d) Hamırsız e) Cızdırma f) Ağziaçık g)Dilim Gayganası h)Pide (Haşgeşli, tahinli, akpide) i) Bazlama
3 - Unlu Yiyecekler: a) Hamuraşı b) Hamur Pilavı c)Hamur Mantisi d) Bulgur Pilavı e) Ev Makarnası f) Höşmerim g) Haşıl
4 - Et Yemekleri : a) Saç Eti b) Güveç c) Saç Köfte d) Kapama e) Soyuş Et f) Gumbar Dolması
5 - Diğer Yemekler: a) Ekşili Kabak Yemeği b) Alacaç c) Keşkek Yemeği d) Sulu Kortu (Köfte) e) Dolma ( Kelem, Yaprak veya Biber) f) Bamya g) Göce Köttüsü
6 - Tatlılar: a) Ekmek Kadayıfı b) Baklava c) Tel Kadayıfı d) Sütlaç e) Helva (irmik veya Un ) f) Aşure g) Haşgeş Helvası h) Kabak Tatlısı ı) Hoşaf i) Ekşili Kabak Tatlısı j) Ekşili Kabak Helvası k) Helva Çekme
Bu yemekler içinde özel günlerde ve kutlamalarda saç eti, güveç ve saç köfte en lezzetli yemekleridir. Ayrıca ailelerin ve kadınların piknik yaparken vazgeçemedikleri yemek ise Alacaş ( alacaş veya mercimekli pilav ) dır. Bu yemeğin günlerdeki yeri bambaşkadır. Çorbalar içinde yoğurtla yapılan Toga çorbası ise mutfakta ve davet yemeklerinin de en aranılan çorbadır. Kış gelmeden tüm evlerde yapılan tarhana çorbası da kışın evlerin vazgeçilmez çorbasıdır. Ayrıca özellikleri ve Sandıklı'ya has olması açısından Davet yemeği, mevlit ve düğün yemeklerinin Sandıklı'da özel bir yeri vardır. Şimdi bu yemeklerin hangi sırayı takip ettiğini inceleyelim :
DAVET YEMEĞİ:
1- Toga Çorbası 2 - Söğüş et 3- Börek 4- Hoşaf 5-Baklava 6-Bamya 7-Dolma (Kelem, yaprak veya biber) 8- Sütlaç
MEVLÜT YEMEĞİ
1 - Toga Çorbası
2 - Et
3 - Pilav ( Pirinç veya bulgur)
4 - Helva (irmik veya un )
SANDIKLI'DA GİYİM-KUŞAM
Sandıklı'nın içinde ve köylerinde giyim kuşam büyük farklılıklar gösterir. Sandıklı'ya bağlı köylerin tamamında yazma diğer adıyla çember adı verilen başörtüsü örtülür. Çemberin kenarları ince tığ veya şişle örülmek suretiyle işlenmiştir. Bazı köylerimizde ise yaşmak adı verilen dokuma örtülmektedir. Sandıklı'da ev içinde tülbent, dışarıya çıkarken de ince kalem içi denen yazma örtülür. Yazmaların kenarları oyalı ve işlemelidir. Genç kızlarımız ve gelinlerimizin çoğu evlerde başlarını örtmezler. Gelinler dışarı çıktıklarında genellikle kenarları özel iğne işlemeli siyah eşarp örterler. Sandıklı'da kadınların büyük çoğunluğu küçük siyah ve beyaz karelerden oluşan fıta adı verilen örtüyü örterler. Geçmiş yıllarda köylerimizde kadınlar başlarına uçları pul, altın ve boncukla süslenmiş tas ve tepelikde denilen fes giyiyorlarmış fakat günümüzde bunu çok yaşlı kadınlar giymektedir. Sandıklı köylerinde yarım veya boydan denilen ve çeşitli kumaşlardan dikilen "fistan" giyilmektedir. Günümüzde köylerde etek ve bluzda giyilmektedir. Ayrıca şalvar dediğimiz kocadan veya dizlik de denilen giysiler vardır. Şalvarın bol, dar, dizüstü dizlatı ve pijama şeklinde çeşitleri bulunmakladır. Çok yakın zamana kadar her tarafı süsleme ve işlemelerle kaplı üçetek, bindallı ve entari denen giysiler giyilmiştir. Günümüzde sadece düğünlerde giyilmektedir.
Şimdi de ilçemize has olması nedeniyle kıvrak ve fıtayı anlatalım.
GIVRAK : Siyah renkte mat veya parlak dokumadan yapılmaktadır. Belden aşağıya doğru diz altındadır. Beli büzgülü olan gıvrag lastik takılır. Gıvrağın alt tarafı bol ve çok rahattır. Siyah mat rengindeki gıvrak günlük giyilirken, parlak siyah renkteki gıvrak ise misafirlikte ve özel günlerde giyilmektedir.
FITA :Sandıklı'da kadınlarımızın başlarına örttükleri örtüye fıta denmektedir. Ortalama bir metre eninde ve bir buçuk metre boyunda 1.5-2 cm.lik siyah ve beyaz karelerden oluşmuştur. Sandıklıklı kadınların çarşıya ve gezmeye giderken devamlı örttükleri yöreye has bir örtüdür.
FITA VE GIVRAĞIN TARİHÇESİ
Cumhuriyetin ilk yıllarında Sandıklı'da çarşaf, peçe ve car gibi çeşitli örtüler örtülürken ilk fıtayı büyük tüccarlar Hollanda'dan getirmişlerdir. Büyük önder Atatürk 1925 yılında Kılık-Kıyafet inkılabını yapıktan sonra Sandıklı'da Hollanda'dan gelen fıtalar örtünülmeye başlanmıştır. İlk fıtanın renkleri siyah üzerine kırmızı, yeşil ve sarı idi. Fakat halk, bu fıtaları sevdiği halde renklerini beğenmemiş ve bu renkler halk arasında tutulmamıştır. Bir süre sonra tüccarlar bu fıtayı getirmemişlerdir. Denizli'nin Babadağ ilçesinden gelen Macırlar lakabıyla tanınan Hacı Osman Uğur'un eşi ve kardeşi 1933-1934 yıllarında yeni fıtayı dokumaya başlamışlardır.
İlk fıta Sandıklı'da el tezgahlarında siyah üzerine beyaz karelerle pamuk ipliğinden dokunmaya başlamıştır. İzmir ve Denizli'den getirilen iplikler iki defa boyadan ve kimyasal sudan geçirildikten sonra dokunmuştur. Günde 10 metre kadar dokunan bu fıtaları önce Hacı Osman Uğur'un ailesi giymeye başlamıştır. Halkın bu fıtayı beğenmeleri üzerine önceleri el tezgahlarında dokunan fıtalar modem tezgahlarda seri olarak dokunmaya başlamıştır. Günümüzde de Sandıklı'nın yöresel bir kıyafetidir.
SANDIKLI'DA MAHALLİ SÖZLER
BİZİM SÖZLERİMİZDEN BAZILARI:
Annac: Karşı
Gumbar: İnce bağırsaktan yapılan dolma.
Dığan: Tava
Guymak: İçeri almak
Hamırsız: Mayasız ekmek
Hapaz: Avuç
Helik: Küçük taş
İlan: Yılan
İleşber: Çiftçi, rençper
İttirseği: Arpacık hastalığı
Kafa kağıdı: Nüfus cüzdanı
Kalak: Boynuz
Gatmer: Haşhaşlı hamur börek
Keşir: Havuç
Köttü: Köfte
Keri: Sonra
Göveri, göyeri: Sebze bahçesi
Kımsır: Cimri
SANDIKLI ATASÖZLERİ:
1- Gelenin azı olmaz, koca kızın nazı olmaz.
2- Gelin ata bindi, ya nasip.
3- Gece yağar, gündüz açılır hava hoş olur; karı söyler, koca dinler geçim hoş olur.
4- İki çıplak bir hamama yakışır.
5- Keller, yağırlar, birbirini ağırlar.
6- Kadının aklı, süpürge sapında saklı.
7- Nerede çalgı, orada galgı.
8- Ne bu koku, yokluğun boku.
9- Ölüye gidince ağla, düğüne gidince oyna.
10- Taş olda baş yar.
11- Yağına kıymayan, katmeri yoz yer.
ÖLÇÜLÜ SÖZLERİMİZ:
Duygu ve düşüncelerimizi akılda kalıcı bir şekilde anlatmak için ölçülü ve kafiyeli sözler söyleriz. Bu sözler çoğunlukla 2 mısradan meydana gelir ve akılda daha kolay tutulur. Ölçülü sözler bilgileri ve düşünceleri en kısa ve özlü bir biçimde anlatırlar. Bu sözlerin bazıları atasözü haline gelmiştir. Sandıklı ve köylerinde bu ölçülü sözleri geçmiş yıllarda esnafımızın işyerlerinde, kahvehanelerde, taşıtlar ve bazı evlerimizde çerçevelenmiş olarak her yerde görürken, günümüzde bu gelenek artık azalmıştır. İşte ölçülü sözlerimizden bazıları.
1- Söz bilirsen söz söyle, sözünden ibret alsınlar.
Söz bilmezsen susta, seni bir adam sansınlar.
2- Dost sanma şanlı vaktinde dost olanı
Dost bil zor anında elinden tutanı.
3- Gönül ne kahve ister ne kahvehane
Gönül sohbet ister kahve bahane
4- Allah islerse bir kişinin işini
Mermere bile geçirir dişini
İstemezse bir kişinin işini
Muhallebi yerken kırar dişini.
5- İçki yiğidi susturur, korkağı coşturur.
6- İki şey korkunçtur; anlaşılmamak ya da yanlış anlaşılmak.
7- Bak şu çeşmeye su içecek tası yok.
Kırma insan kalbini, yapacak ustası yok.
8- Aptallarla tartışma, başkaları aranızdaki farkı anlayabilir.
9- Ye yağlığı iç suyu. dondurursa dondursun
Ye tatlıyı içme suyu, yandırırsa yandırsın.
10- Dünya malı elde iken hep düşmanlar dost olur.
Elde bir şey kalmayınca dost bile düşman olur.
11- Akıl bir gemidir, fikir dümeni
Kullandır kendini, göreyim seni
12- Rakıya verip anırma
Tütünü verip savurma
13- Ne kadar bilirsen bil,
Söylediklerin karşısındakinin anlayabildiği kadardır.
14- İtimadı lütuf sanıp borca sarılma
Bir gün gelip istenecektir, sonra darılma
15- Bana benden olur, her ne olursa
Başım rahat eder, dilim durursa.
SANDIKLI'DA EŞLERİN BİRBİRİNE HİTAPLARI:
Sandıklı ve köylerinde eşler birbirlerine değişik şekilde hitap ederler. Bu hitap etme kesinlikle alay, küçük görme ve terbiyesizlik söz konuşu değildir, seslenişlerde saygı ve sevgi yatar. Yöremizde eşler birbirlerine isimleriyle seslendikleri gibi değişik kelimelerde kullanmaktadırlar. Bu hitap şekilleri o insan sosyal ve kültürel yapısını ortaya koyması yönünden de ilginçtir. İşte Sandıklı ve köylerinde eşlerin birbirlerine kullandıkları hitaplar.
Kadınlar Eşlerine Hitap Ederken Şu Kelimeleri Kullanırlar:
1- Herif (Bizim Herif), 2- Ağam 3- Koca (Goca veya Kocam), 4- Efendi Çavuş, 6- Bey, 7- Beyzadem, 8- Bizim Adam, 9- Len (Ülen), 10- Canım, 11-Gülüm, 12-İsimleriyle
Erkekler Eşlerine Hitap Ederken Şu Kelimeleri Kullanırlar;
1- Koca Karı (Garı), 2- Hanım, 3- Avrat, 4- Hatun, 5- Bidanem, 6- Gız, 7-Evin Reisi, 8- Gülüm, 9- Canım, 10-Güzelim. 11- Len (Ülen), 12- İsimleriyle hitap ederler.
SANDIKLI'DA BEDDUALAR:
1- Canına veresice, 2- Canından Yanası, 3- Ciğerinden Yan Emi, 4- Ciğeri Yanasıca, 5- Ciğerinden Yan inşallah. 6- Hışımlar inesice, 7-Civan sırtın yere gelesice 8- Naha ciğerinden yanasıca (veya yanmayasıca), 9- Çiğcrine bit düşsün 10- Naha emi zang (veya zıng) ölümünen git, 11- Kıran giresice, 12- Köküne kıran girsin, 13- Ölmeden yorgan dit, 14- Ölünü getirsinler inşallah, 15- Sırtını toprak örtsün, 16- Geberesice, 17- Allah belanı versin, 18- Dilin dipçik olsun, 19- Sürüm sürüm sürünesice, 20- Ekmek tavşan olsunda, sende kovala dur, 21- Yanı delinesice 22- Allah sana da besbeter versin inşallah, 23- Odun ocağın sonsun, 24- Ocağın sönesice, 25- Elimden yediğin içliğin zehir zıkkım olsun, 26- Odu ocağın dökülesice, 27- Parası pul, karısı dul olsun inşallah, 28- Ayıbını toprak örtsün 29-Zehir zıkkım olsun inşallah, 30- Gözün çıksın. 31- Gözü çıkasıca, 32- Rabbım cezanı versin inşallah v.s
ŞAİRLERİMİZ:
ŞEYH HAMZA: 18.yüzyılda yaşamış ve döneminin sayılı şairlerinden olup, leblebiciler loncasının piri olduğu kabul edilir.
ŞEYH SAFA: İlmi tasavvufa aşina olan Şeyh Safa, yazdığı manzumelerle halk arasında geniş bir yer bulmuştur.
ŞAİR MEHMET FİKRET: Birinci Dünya Savaşı sırasında ölmüştür. Mezarı hakkında fazla bir bilgi yoktur.
MEHMET EMİN ÇAKIROĞLU: Darüşşafaka mektebinde tahsil görmüş, Fransızcayı iyi bilen, "Nami" mahlasıyla anılan bir şairimizdir.
FİKRİ: Asıl ismi Mehmed, mahlası ise "Fikri"dir. Dinar'da muallimlik etmiş, şiirlrini aruz ve hece vezniyle yazmıştır.
HATTATLARIMIZ:
Çakal Zade Hüseyin
Katip Zade Halil
Veysel Zade Hacı Mustafa
Arap Hafız Oğlu Mehmet
Edip Ali Zade Hacı Ahmed
Kalender Zade Halil
SANDIKLI KADILARI:
Mustafa Efendi (Aralık 1651-Ocak 1652)
Fazullah Efendi (1650)
Hamza Efendi Oğlu Mehmed Efendi (Hicri 1668, Miladi 1657-58)
Mehmet Efendi 1667-69)
Ali Efendi (1674-75)
SANDIKLI ADI NEREDEN GELİYOR?
Mahalli ve tarihi tetkiklere göre SANDIKLI isminin verilmesinde bazı rivayetler vardır:
Birincisi ilçenin coğrafi durumu itibariyle düz bir ovada, etrafı dağlarla çevrili ve kısmen çukur bir sahada kurulmuş olduğundan, bu durumun sandık manzarası göstermesinden dolayı SANDIKLI denildiği yolundadır.
İkincisi ise Hititler Sandıklı'ya SAMUKA adını vermişlerdi. O dilde bu kelimenin anlamı SANDUK imiş. Sonradan İonların istilasına uğramış Samuka da Mukaddes Sandık manasına gelen APAMİYAKİVATOS ismini almış.
Üçüncü rivayette ise Sandıklı, Selçuklu komutanlarında Emir Sanduk Bey tarafından 1072 yılında fethedildiği için Emir Sanduk'tan dolayı SANDIKLI denilmiştir.
Sandıklı Hüdai Kaplıcaları'nın antik çağda adının "Agros Thermon" olduğunu ve "Pentapolis" olarak adlandırılan Sandıklı Ovasında "Brouzos" (KaraSandıklı), "Diokleia" (Ahurhisar), "Eukarpia" (Emirhisar), "Hierapolis" (Koçhisar) ve "Otrous" (Yanıkören) adında 5 şehir bulunduğunu;
· 1176'da Sandıklı yakınlarındaki Küfi Boğazı'nda yapılan Myriokefalon Savaşını Türklerin kazanıp, Anadolu'yu kesin yurt edindiklerini;
· Döneminin en büyük evliya ve erenlerinden olan Tapduk Emre ve Yunus Emre'nin mezarlarının Sandıklı'da olduğunu;
· Üç kıtayı gezen Evliya Çelebi'nin Bursa, Manisa ve SANDIKLI'da mülkü olduğunu;
· Sandıklı Altını adında, 1808 yılında padişah II.Mahmut tarafından Sandıklı adına altın bastırıldığını;
· 3 Mayıs 1875 tarihinde Sandıklı'da meydana gelen şiddetli depremde 1312 kişinin öldüğünü ve Ulu Camii ve Hamamönü Camii dışında hemen hemen her yerin yıkıldığını;
· Sandıklı'nın 1860'ta kaza, 1869'da belediyelik olduğunu; Dinar, Dazkırı ve Çivril'in Sandıklı'ya bağlı nahiye olduğunu;
· Sandıklı'nın, 1916 yılındaki çekirge istilasına uğrandığını ve büyük kıtlık yaşandığını;
· Kurtuluş Savaşı esnasında Sandıklı'nın 3 kez Yunanlılar tarafından işgal edildiğini, ilk ve ikinci işgalin 1 gün, bir hafta sürün 3. ve son işgalin 12 Eylül 1921'de bittiğini ve 1950'li yıllara kadar Sandıklı'nın Kurtuluşunun (12 Eylül) şenliklerle çoşku içerisinde kutlandığını;
· 1925'te kurulan Türk Hava Kurumu'nun "Kendi Tayyareni Kendin Yap" kampanyasına ilk katılanların Sandıklı halkı olduğunu ve 1926 ve 1927 yılında iki uçak alıp SANDIKLI adını verdiğini;
· Sandıklı'da halen giyilen "Fıta ve Gıvrak"ın 1925'te yapılan Kılık-Kıyafet İnkılabından sonra Hollanda'dan getirildiğini, ilk fıtanın renklerinin siyah üstüne kırmızı, yeşil ve sarı olduğunu; bu fıtayı beğenmeyen halkın, siyah üzerine beyaz karelerden oluşan şimdiki fıtayı 1933'ten beri giydiğini;
· Sandıklı'da ilk radyo ve gramofonun 1930'larda meşhur "Kavas'ın Kahve"de dinlenildiğini;
· Sandıklı'ya tren yolunun yapılmasıyla ilk trenin 22 Ocak 1936'da geçtiğini ve Sandıklı'dan geçen hattın açılışın 25 Mart 1936'da İsmet İnönü tarafından yapıldığını;
· Sandıklı'ya ilk elektriğin 1938'te geldiğini ve sadece akşamları 17.00-23.00 saatlerinde elektrik verildiğini;
· Şimdiki Dereboyu Caddesinin 1960'a kadar çay olup, üzerinde şimdiki Belediyenin önünde olan meşhur Konak Köprüsü gibi toplam 9 tane tahta köprü bulunduğunu;
· Sandıklı Belediyesi'nin şimdiki ambleminin Eylül 1986 da yaptırılarak kullanılmaya başlandığını;
· Halk tarafından geçilemez olarak bilinen doğa harikası "Akdağ Tokalı Kanyonu"nun ilk kez 7 Kasım 1993'te 10 kişilik bir ekip tarafından geçildiğini;
· Kurtuluş Savaşımızı anlatan KURTULUŞ adlı filmin yönetmeni Ziya Öztan'ın Sandıklılı olduğunu;
· İlçemizin, Kusura kasabasında "NEBİ", Akin köyünde "YUSUF", Bekteş köyünde "AHMET", Hırka köyünde "MEVLÜT", Kızık kasabasında "ZİYA", Reşadiye köyünde "SALİH", Karadirek kasabasında "SEFA", Başağaç kasabasında "MUSTAFA", Yunus Emre mahallesinde "YUNUS" isimlerinin çok olduğunu;
YUNUS EMRE
Elif okuduk ötürü
Pazar eyledik götürü
Yaratılmışı hoş gördük
Yaratandan ötürü
Yunus Emre,13.Yüzyılın son çeyreği ile 14. yüzyılın ilk çeyreği arasında yaşamış bir sofidir.Hayatı Selçukluların sonu ile Osman Gazi devrine raslamaktadır.Beyazıt Kütüphanesinde bulunan bir yazmaya göre de 720’de vefat ettiği bilinmektedir.Bu bilgiler ışığında diyebiliyoruz ki,Yunus Emre takriben 82 yıl yaşamıştır.
Yunus’un yaşadığı tarih gibi, doğup büyüdüğü coğrafi bölgelerde çeşitli yazar ve ilim adamlarının ifadeleriyle zaman zaman çelişkiler doğurmuştur.Asıl olan Yunus Emre’nın doğup ve öldüğü yerler önemli olmayıp onun insanlar gönlündeki mekan kurduğu sevgisi önemlidir.
Moğol istilasında bile iç isyanların hüküm sürdüğü oldukça karanlık dönemlerin,O,yol göstericisi,ışık saçanı,barış elçisi olmuştur.
Eksik olmam ehillerden
Kaça görün cahillerden
Çalap bizar bahillerden
Bahil didar görür değil
Diyen,Yunus,bu ifadeleri ile günümüzde baş tacı olan cahilliğin,kendi döneminde de toplumun büyük sıkıntısı olduğunu görmüştür.
Y U N U S E M R E’ N İ N SANDIKLI İLÇESİNDE OLDUĞUNU GÖSTEREN BELGELER BİLGİLER
Yunus Emre türbesinin Sandıklı’da olmasının en güzel delillerinden birisi,seceresinde,birer halka teşkil eden,o,büyük evliyadır.Hacı Bektaş Veli’nin himmetiyle irşat olan Yunus,rivayet edilir ki,kırk yıl Sandıklı’yı mekan tutan Taptuk Emre’ye Sandıklı coğrafyasında odun taşımıştır.
Vakıflar Genel Müdür adına kayıtlı Tapduk Emre’nin “Tapu Kayıtları” kendisinin Sandıklı’daki türbesinin en inandırıcı belgesidir.
Yunus’un da vasiyeti üzerine “Ko beni yatayım Şeyh eşiğinde,Şeyhimden dönmezsem yana döneyim.”Vasiyetinin,müridleri tarafından tereddütsüz gerçekleştirileceği mantığıyla Sandıklı’daki türbesiyle ilgili tereddütleri zihinlerden silinmesine yeterli bir gerçektir.
Kaldı ki;Tapduk Emre’nin şeyhi olan Barak’ın da kabri sandıklı’da bulunup “Barak evleri” ve “Barak Baba Türbesi” diyece,Barak Baba’nın şeyhi,”Sarı Sultan”ın da türbesi Sandıklı’ya bağlı ismiyle anılan “Saltuk” köyündedir
Bunlarla birlikte bu zincirde halka olmuş daha nice evliya ve erenin ilçemiz merkezinde ve köylerinde kabirleri bulunmaktadır.
SANDIKLI VE YUNUS EMRE
Tabduk Emre'nin Sandıklı'daki Türbesi
Çayköy olarak bilinen Sandıklı'nın şimdiki Yunus Emre Mahallesi'nin bir krokisi. Değişik kaynaklarda belirtildiği gibi Yunus Emre'nin mezarı iki dere arasında yer almaktadır. Yunus Emre'nin mezarının çok yakınında şeyhi Tapduk Emre'nin mezarı bulunmaktadır. SANDIKLILI YUNUS EMRE(*)
Yunus Emre’nin Afyonkarahisarlı oluşu iki temele dayanır. Birincisi, mezar-ı makamı itibariyledir. Buna göre, Yunus Emre’nin mezarı Sandıklı’dadır. Başka bir deyişle o, Sandıklılı'dır. Onun bu anlamda Afyonkarahisarlı olduğunu söyleyenlerin başında Diyanet İşleri başkanlarından Ali Rıza Hakses, Nezihe Araz, Bedii Şensuvaroğlu, Fethi Eren [4], Saadettin Nüzhet başta gelir [5].
Yunus Emre’nin Afyonkarahisar’lı oluşunun ikinci temeli, şiirlerinde kullandığı isimler itibariyledir. Yunus Emre şiirlerinde iki Afyonkarahisarlı’nın ismini zikreder. Bu isimlerden birincisi Karaca Ahmed’in arkadaşı ve Horasan erenlerinden Hayran Balı’dır. İkinci isim Sandıklılı Şeyh Hamza’dır. Yunus Emre şiirlerinde sadece şahıs isimlerine yer vermez. Ayrıca o, Afyonkarahisar araştırmalarında sıkça yer alan “Karaca Ahmed İlahisi”ni de söyler. Yunus Emre’yi şiirlerinden dolayı “sigaya çeken Molla Kasım” ise Yazıcıoğlu’na göre Fatih devri komutanlarından Afyonlu “Kasım Paşa”dır.
Yunus Emre’nin Afyonkarahisar’da yaşadığı çağ, Moğolların Anadolu’yu darmadağın ettikleri çağdır. İstanbul Bayezid Kütüphanesi’ndeki 7912 nolu bir mecmuaya göre Yunus Emre, 720/1320’de 82 yaşında ölür. Buna göre o, 638/1240’ta doğmuş olur [6]. Bilinen iki eseri vardır. Bunlar: Divan ve Risaletü’n-Nushiyye’dir. Risaletü’n-Nushiyye’yi 707/13077’de yazmış, eserinin sonuna tarih düşürmüştür. Konya’da tahsil görmüş, Mevlana ile görüşmüş, gençken meclisinde bulunmuş, ona bağlanmış, içten sevmiş ve şiirlerinde övmüştür. Mevlana’nın intikalinde ise 34 yaşındadır.
Bilindiği gibi 1243’teki Kösedağ Savaşı’ndan sonra Anadolu, XIV. yüzyıla kadar “kaos ve anarşi” içerisine yuvarlanır. Ülkedeki bu kaosa bağlı olarak Selçuklu yönetimi Afyonkarahisar’ın huzur ve sükun ortamına sığınır. Devletin hazinesi burada korunur. Yönetimle iyi ilişkiler kuran Mevleviler de yönetimle birlikte Afyon’a intikal eder. Bu sebeple Yunus Emre’nin Mevlevilerle ilişkisi ve ülkenin politik durumu ve kaos içinde olmasına bağlı olarak Afyonkarahisar’a geldiği, siyasi çevrelerle uzaklığı sebebiyle Sandıklı’ya geçtiği düşünülebilir.
(*)İrfan GÖRKAŞ,AFYONKARAHİSAR TASAVVUF HAREKETLERİ DÜŞÜNCESİ I
4. Bk. Fikri Yazıcıoğlu, Yunus Emre’nin Kabri Sandıklı İlçesindedir, 2. AKASB, s. 62-63.
5. Abdülbaki Gölpınarlı, Yunus Emre Risalet al-Nushiyya ve Divan, Önsöz XXIV, İst-1965.
6. Abdülbaki Gölpınarlı, a.g.e.,s. XVIII.
SANDIKLI VE YUNUS EMRE
Yunus Emre, tüm Türk halkı tarafından sevilen ve kendisi ile ilgili pek çok şeyin söylendiği bir tarihi değerdir. Hayatı ile ile ilgili günümüze kadar ulaşmış bir belge ve kayıt yoktur. Bu nedenle O'nun yaşadığı tarih gibi doğup büyüdüğü yerlerle ilgili pek çok rivayetin olduğu kabul görmüş bir gerçektir. Ancak bazı kabullerde bulunarak O'nun hayatı hakkında bazı düşüncelerin doğruluğunu kastımızı aşmadan ileri sürebiliriz. Aşağıdaki bilgiler Yunus Emre'nin Sandıklılı olduğunu bize bildirmektedir.
1) Yunus Emre'nin seceresi incelendiğinde, şeyh-mürid ilişkilerine göre: Sarı Saltuk, Barak Baba'yı; Barak Baba, Tapduk Emre'yi; Tapduk Emre ise Hacı Bektaş-ı Veli'nin de himmetiyele Yunus Emre'yi irşad etmiştir.
Yunus Emre'nin yaşadığı dönem Arapça ve Farsçanın etkin olduğu bir döneme rastlar. Yunus Emre'nin eserlerinden, O'nun iyi bir tahsil görerek İslami değerleri ve ilimleri öğrendiğini, aynı zamanda Arapça ve Farsçayı iyi bildiğini söyleyebiliriz. Çünkü O, ümmiliği hoş gören fakat cahillikten nefret eden bir kişiliğe sahiptir. Yunus'un derin ilminde öğrendiklerinde kuşkusuz ilim hocası Tapduk Emre'nin etkisi çoktur.
Yunus gibi bir gönül insanı olan Tapduk Emre, Anadolu'yu karış karış gezerek birçok yerde konaklamış insanları ışığıyla aydınlatmıştır. Yunus Emre'nin 40 yıl hizmet ettiği hocası Tapduk Emre'nin kabrinin Sandıklı'da olması Yunus'un da kabrinin Sandıklı'da olduğunu gösteren bir işarettir. "Ko beni yatayım, Şeyh eşiğinde, dönmesin şeyhimden yana döneyim." diyen Yunus bunu açıkça dile getirmektedir.
Yunus Emre'nin hocası olan Tapduk Emre'nin kabri Sandıklı ilçemizde eski ismi Çayköy olan şimdiki Yunus Emre mahallesindedir. Burada Yunus Emre'ye ve hocası yani şeyhi Tapduk Emre'ye ait mezar, iki dere arasında yer almaktadır. Tapduk Emre'nin tapu kayıtlarını incelendiğinde, "Sandıklı Tapu Sicil Müdürlüğünde Tapduk Emre adına kayıtlı, Ada no:414, Parsel no:12, Kütük Sayfa no:1239, Pafta no:55, 95 metrekarelik alan" Vakıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlı belgeyle mevcuttur.
Kaldı ki Tapduk Emre'nin Şeyhi olan Barak'ın da kabri Sandıklı'da bulunup, Barak Evleri ve Barak Baba Türbesi diye bilinir. Yine Barak Baba'nın Şeyhi olan Sarı Saltuk'un da türbesi sandıklı'ya bağlı, ismiyle anılan Saltuk Köyündedir. Bunlarla birlikte bu zincirde halka olmuş daha nice evliya ve erenin ilçemiz merkezinde ve köylerinde kabirleri bulunmaktadır: Hacim Sultan, Yalıncak Sultan, Nasreddin Sultan gibi Horasan erenlerinden olan bu şahsiyetler Yunus Emre'nin müridlerinden olup, mezarları Sandıklı İlçemiz merkezinde veya yakın köylerindedir. Bunlarda bize gösteriyor ki, Yunus Emre'nin mezarı Sandıklı'dadır.
2) Sandıklı ilçesini ilim ve irfan yurdu haline getiren Yakup Çelebi Yunus Emre'nin şiirlerinde bahsettiği Seydi Balum (Seydi Sultan veye Balum Sultan olarak ta bilinir) dur. Afyon ilinin tarihini kaleme alanlardan Süleymen Göncer eserinde Balum Sultan'ın mezarının Sandıklı'ya 15 km uzaklıkta yer alan Ulupınar köyünde (Şuhut İlçesindedir) olduğunu belirtmektedir. Sadece Balum Sultan'ın türbesinin yer aldığı bu köyün adı Seydi Sultan olmuştur. Müridlerinin Yunus Emre'yi sık sık ziyaretlerinden, kabrinin Sandıklı'da olduğuna başka bir işarettir. Zaten Seydi Balum ile sık sık görüşen Yunus Emre şu dizelerinde bunu dile getirmektedir:
"Seydi Balum ilinden şeker damar dilinden
Dost bahçesi yolundan eve dervişler geldi.
Yunus kulun umutsuz kimsesi yok yalunuz
Fada olsun canımız eve dervişler geldi."
3) Sandıklılı şairlerden Şeyh Hamza 1758 yılında kaleme aldığı bir manzumesinde (15. ve 19. mısralarda); "Çay köyüdür iki dere arası, Yunus Emre'dir O'nun aşinası, Gel sorarsan Tapduk Emre, O'dur hocalar hocası." diyerek 3 asır öncesinden Yunus Emere'nin ve Tapduk Emre'nin kabirlerinin Sandıklı Çay köyünde (şimdiki Yunus Emre Mahallesi) olduğunu belirtmiştir.
Yine Lamii'de (Çelebi,1472-1532) Nafahat Al-Uns tercümesinde "İki çayın birleştiği yerin kurbunda yatur" diye Yunus Emre'nin kabrini bildirmiştir. Görüldüğü gibi Şeyh Hamza ve Lamii, iki dere arasında olarak belirttikleri Yunus Emre'nin mezarının, Sandıklı Yunus Emre mahallesindeki (Çayköy) Sel Çayı ile Çanlı Dere arasında olduğunu tarif etmişlerdir.
Aslında Yunus Emre'yle ilgili buraya yazılanlar belki yeterli değil, ancak Yunus Emre'nin Sandıklılı olduğuna o kadar işaret var ki hepsini burada yazmak mümkün değil. Son olarak, 1880 tarihli Osmanlı Salnamesinde (salname:yıllık) de Yunus Emre'nin ziyaretgahının Sandıklı'da olduğunu yazdığını belirtmek gerekiyor.
Yunus Emre ve bu anlatılanlarla ilgili ayrıntılı bilgiyi Sandıklı Belediyesi'nce yayınlanan "Sevgi Seli Yunus Emre" (Yazarı: Yalçın
Çayköy olarak bilinen Sandıklı'nın şimdiki Yunus Emre Mahallesinin bir krokisi. Değişik kaynaklarda belirtildiği gibi Yunus Emre'nin mezarı iki dere arasında yer almaktadır. Yunus Emre'nin mezarının çok yakınında şeyhi Tapduk Emre'nin mezarı bulunmaktadır.
SANDIKLILI YUNUS EMRE(*)
Yunus Emre’nin Afyonkarahisarlı oluşu iki temele dayanır. Birincisi, mezar-ı makamı itibariyledir. Buna göre, Yunus Emre’nin mezarı Sandıklı’dadır. Başka bir deyişle o, Sandıklılı'dır. Onun bu anlamda Afyonkarahisarlı olduğunu söyleyenlerin başında Diyanet İşleri başkanlarından Ali Rıza Hakses, Nezihe Araz, Bedii Şensuvaroğlu, Fethi Eren [4], Saadettin Nüzhet başta gelir [5].
Yunus Emre’nin Afyonkarahisar’lı oluşunun ikinci temeli, şiirlerinde kullandığı isimler itibariyledir. Yunus Emre şiirlerinde iki Afyonkarahisarlı’nın ismini zikreder. Bu isimlerden birincisi Karaca Ahmed’in arkadaşı ve Horasan erenlerinden Hayran Balı’dır. İkinci isim Sandıklılı Şeyh Hamza’dır. Yunus Emre şiirlerinde sadece şahıs isimlerine yer vermez. Ayrıca o, Afyonkarahisar araştırmalarında sıkça yer alan “Karaca Ahmed İlahisi”ni de söyler. Yunus Emre’yi şiirlerinden dolayı “sigaya çeken Molla Kasım” ise Yazıcıoğlu’na göre Fatih devri komutanlarından Afyonlu “Kasım Paşa”dır.
Yunus Emre’nin Afyonkarahisar’da yaşadığı çağ, Moğolların Anadolu’yu darmadağın ettikleri çağdır. İstanbul Bayezid Kütüphanesi’ndeki 7912 nolu bir mecmuaya göre Yunus Emre, 720/1320’de 82 yaşında ölür. Buna göre o, 638/1240’ta doğmuş olur [6]. Bilinen iki eseri vardır. Bunlar: Divan ve Risaletü’n-Nushiyye’dir. Risaletü’n-Nushiyye’yi 707/13077’de yazmış, eserinin sonuna tarih düşürmüştür. Konya’da tahsil görmüş, Mevlana ile görüşmüş, gençken meclisinde bulunmuş, ona bağlanmış, içten sevmiş ve şiirlerinde övmüştür. Mevlana’nın intikalinde ise 34 yaşındadır.
Bilindiği gibi 1243’teki Kösedağ Savaşı’ndan sonra Anadolu, XIV. yüzyıla kadar “kaos ve anarşi” içerisine yuvarlanır. Ülkedeki bu kaosa bağlı olarak Selçuklu yönetimi Afyonkarahisar’ın huzur ve sükun ortamına sığınır. Devletin hazinesi burada korunur. Yönetimle iyi ilişkiler kuran Mevleviler de yönetimle birlikte Afyon’a intikal eder. Bu sebeple Yunus Emre’nin Mevlevilerle ilişkisi ve ülkenin politik durumu ve kaos içinde olmasına bağlı olarak Afyonkarahisar’a geldiği, siyasi çevrelerle uzaklığı sebebiyle Sandıklı’ya geçtiği düşünülebilir.
(*)İrfan GÖRKAŞ,AFYONKARAHİSAR TASAVVUF HAREKETLERİ DÜŞÜNCESİ I
4. Bk. Fikri Yazıcıoğlu, Yunus Emre’nin Kabri Sandıklı İlçesindedir, 2. AKASB, s. 62-63.
5. Abdülbaki Gölpınarlı, Yunus Emre Risalet al-Nushiyya ve Divan, Önsöz XXIV, İst-1965.
6. Abdülbaki Gölpınarlı, a.g.e.,s. XVIII.
17 Temmuz 2007 Salı
Karasandıklı
İngiltere Oxford Ünivesitesi adına arkeologDr. Winifred Lamb tarafından , 1935-36-37 yıllarında yapılan ve II. Dünya Savaşı'nın çıkmasıyla yarıda kalan kazılarda 3 kat bulunmuştur.
Sandıklı'da Hilalfm dinlenir!
Ekinhisar Köyü
Geçen haftalarda Ekinhisar'daydık. Burada epey hısım akrabamız var. Galiba köyde internet bağlantısı da var. Sırada Ekinhisar Köyü'nün web sitesi var. Daha iyisini bir başkası yapana kadar en yisi bu. Ancak, daha iyisi yapılabilirdi. Örneğin ücretsiz şuradan web alanı alınıp daha kapsamlı bir site hazırlanabilir. Ayrıca Ekinhisar'ın epeyce fotoğrafı da şurada.
16 Temmuz 2007 Pazartesi
Çevrepınar da burada
Neredeyse Sandıklı'nın tüm köylerinin internet sitesi var. Çevrepınar Köyü de bunlardan biri. Kişisel bir web sitesi. Köy hakkında bilgiler edinebilir, resimlerine bakabilirsiniz. Burada!
Çevrepınar Köyü'nün bir başka internet sitesi. Bu daha geniş kapsamlı. O da burada!
Başağaç Kasabası
Başağaç Kasabası internet sitesi ekran görüntüsüBaşağaç Kasabası internet sitesi, renkli görünümü, kasabaya ait fotoğrafların bulunduğu bir site. Sitede forum ve anket servisi de bulunmakta. Gitmedim, görmedim, demeyin. Site burada.
Ballık Kasabası web sitesi
Sandıklı'nın köy ve kasabalarının hemen hemen çoğunun web sitesi var. Bunları zaman zaman buradaki web sitemizde tanıtacağız. Şimdiki durağımız Ballık Kasabası. PHP nuke ile hazırlanan sitenin şık bir taması var. ayrıca radyo yayını da yapılıyor. Forum bölümü ise bir hayli aktif. Bakmak için buyrun.





